Altın: 6.147,89
Dolar: 47,35
Euro: 53,98
BIST: -
13.6 C
Rize

Demirali Kiraz

kirazdemirali4@gmail.com


Diğer Yazarlar

“Halifelik Lozan’ın Gizli Maddesi miydi, Yoksa Bir Asırlık Bir Yalan mı?”

“Halifelik Lozan’ın Gizli Maddesi miydi, Yoksa Bir Asırlık Bir Yalan mı?”

“Mermeri delen damlaların şiddeti değil, sürekliliğidir.” İnatla ve ısrarla yüzyıldır tekrarlanan yalanlar, çoğu zaman tarihî gerçeklerden daha ilgi çekici ve inandırıcı olabiliyor.

Bunlardan biri de “Lozan’ın gizli maddeleri” masalıdır.

Aradan yüz yılı aşkın zaman geçti. Hâlâ ortada tek bir belge yok. Ama yalanlar çok.

Bugün hâlâ “İngiltere, hilafetin kaldırılması karşılığında Lozan’ı onayladı.” diyenler var.

Peki gerçekten öyle mi?

O zaman şu soruya cevap versinler:

İngiltere hilafeti kaldırmak istiyorduysa bunu neden Lozan’da şart koşsun?

Neden Sevr’e koymasın?

Sevr, Osmanlı Devleti’nin idam fermanıydı. Anadolu parçalanıyor, Türk milleti esarete mahkûm ediliyordu. Böyle bir antlaşmaya hilafeti kaldıran bir madde eklemek son derece kolaydı.

Ama yok!

Çünkü İngilizlerin derdi hilafeti kaldırmak değil, gerektiğinde kullanmaktı. Nitekim Kurtuluş Savaşı boyunca İstanbul’daki halife-padişahı Kurtuluş Savaşı aleyhine kullanıp Türk’ün Millî Mücadelesi’ni boğmak için Osmanlı halifesini emellerine alet etmiştir.

Halifenin emir ve istekleri doğrultusunda Kurtuluş Savaşı kahramanları aleyhinde idam fetvaları yayımlanmış, Anadolu halkı TBMM’ye karşı isyana teşvik edilmiştir.

Tarih bize gösteriyor ki hilafet makamı, öyle iddia edildiği gibi İslam dünyasını ortak hedefler doğrultusunda birleştiren önemli bir işlev de görmüş değildir.

Nitekim Birinci Dünya Savaşı sırasında bunu yaşadık.

Halifenin cihat çağrısı İslam dünyasını ayağa kaldırmadı. Şerif Hüseyin İngilizlerle iş birliği yaptı. Arap İsyanı başladı. Binlerce Müslüman, Osmanlı askerine karşı İngiliz saflarında savaştı.

Demek ki bazı çevrelerin bugün anlattığı gibi bütün Müslümanları peşinden sürükleyen bir hilafet gerçeği yoktu.

Daha ilginç olan ise şudur:

Bugün “İngilizler hilafeti kaldırttı.” diyenler, İngilizlerin uşaklığını yapan Ağa Han ile Seyyid Emir Ali’nin Ankara’ya gönderdikleri mektupları görmezden gelir.

Bu isimler hilafetin kaldırılmasını değil, güçlendirilmesini istiyordu.

Bu ajanlar İngilizlere rağmen mi halifeliği koruma ve güçlendirme faaliyeti yürütüyorlardı?

Şimdi soralım:

Hilafeti kaldırmak isteyen İngiltere, neden hilafeti korumak için adamlarını devreye soksun?

Bu sorunun cevabı yok.

Çünkü cevap, komplo teorisini çökertiyor.

Gerçek şu ki Lozan 24 Temmuz 1923’te imzalandı. Hilafet 3 Mart 1924’te kaldırıldı. İngiltere’nin onay süreci ise kendi iç siyasi hesapları ve hükümet değişiklikleri nedeniyle gecikti.

Ayrıca emperyalist İngilizler, yeni Türkiye’nin uzun ömürlü olmayacağını, ilk sarsıntıda yıkılacağını veya en azından Kemalist yönetimin iktidardan düşeceğini ve yerine İngiliz yanlısı bir hükümetin kurulacağını düşünüyorlardı.

Bu nedenle Türkiye ile ilgili birçok işi bilerek ağırdan aldılar.

Örneğin Türkiye Cumhuriyeti’ni diplomatik olarak tanımadılar. Başkentin Ankara’ya taşınmasına rahatsızlık duydular. Uzun süre Ankara’ya büyükelçi göndermediler. Hatta Türkiye Cumhuriyeti’nin büyükelçi göndermeye değmeyecek kadar küçük ve önemsiz bir devlet olduğunu ileri süren değerlendirmeler yaptılar.

Bu arada İngiltere, Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik kışkırtmalarını da sürdürdü. Ayrıca uzun yıllar boyunca Türkiye Cumhuriyeti’ne tek kuruş kredi vermedi.

İşte İngiltere’nin Lozan Antlaşması’nın onayını geciktirmesini bu açıdan değerlendirmek gerekir. İngilizler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kısa sürede çökeceğini ve böyle bir durumda Lozan’ı onaylamaya gerek kalmayacağını düşündükleri için antlaşmanın onayını yaklaşık bir yıl geciktirmişlerdir.

Lozan’ın imzalanması ve hilafetin kaldırılması farklı süreçlerdi.

Asıl mesele şudur:

Türkiye Cumhuriyeti bir ümmet imparatorluğu değil, millî egemenliğe dayanan bir devletti.

Egemenliğin kaynağı hanedan değil milletti.

Cumhuriyet ile hilafet arasında kaçınılmaz bir tercih yapılacaktı.

Tercih milletten yana kullanıldı.

Bugün Lozan’ın gizli maddelerinden söz edenler belge gösteremiyor.

Ama Lozan’ın tam metni ortada.

TBMM tutanakları ortada.

Araştıran gerçeği görüyor.

Araştırmayan ise efsanelere sığınıyor.

Sonuç mu?

Lozan’ın gizli maddeleri bulunamadı; çünkü hiç olmadı. Ama o gizli maddelere inananların tarih okumadığı çok açık.

Kaynakça

Bilal N. Şimşir, Lozan Telgrafları

İsmet İnönü, Hatıralar

Sina Akşin, Kısa Türkiye Tarihi

Cengiz Özakıncı, Türkiye’nin Siyasi İntiharı

TBMM Zabıt Cerideleri (1923-1924)

Sinan Meydan, Lozan: Onurlu Barış

* Bu köşe yazısının tüm hakları Pazar Umut Haber'e ait olup işbu yazının ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır.

1 Yorum

  1. Sayın hocam Yakın tarihimizle ilgili kasıtlı yalan yanliş bilgilerin ulu orta sosyal medyada kasıtlı olarak devamli servis edilmesi Türk duşmanlarının işi olsada üllkemiz ve bölgemiz için emperyal senaryolara karşı dırençlı duruşunuz. Tarih bilgilerınızin aydınlık ışığıyla toplumu aydinlatmaniz teşekküre layık bir faaliyettir Türk milliyetçisi bir aydın olarak gördüğüm şahsinizi tebrık eder başarılar dilerim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Önceki Yazıları