Altın: 6.256,65
Dolar: 47,24
Euro: 54,10
BIST: -
19.5 C
Rize

İsmail Tutoğlu

ismailtutoglu@gmail.com


Diğer Yazarlar

Kılıçdaroğlu Benim İçin Ne Zaman Bitti?

Yıl 2013 Ankara’daki JW Marriott Oteli’nin 7. katında yaklaşık iki saat süren kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdik. Toplantıya CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı olarak ben, Ulaşım-İş Sendikası Genel Başkanı Adem Çalışkan ve Büro-İş Sendikası Genel Başkanı Haydar Şahindokuyucu katıldık.
Türkiye’nin en karanlık dönemlerinden biriydi. Ergenekon ve Balyoz davalarının yoğun biçimde sürdüğü, çok sayıda aydın, gazeteci, akademisyen ve askerin Silivri Cezaevi’ne gönderildiği günlerdi. Hukukun ağır biçimde tartışıldığı, toplumun büyük bir kesiminin adalet duygusunun zedelendiğine inandığı bir süreç yaşanıyordu.
Toplantıda birçok konu ele alındı. Ben de Kılıçdaroğlu’na önemli gördüğüm bir öneride bulundum.
Muhalefeti toparlamanın, liderliği üstlenmenin ve toplumun önüne düşmenin yolunun tek başına cesur bir yürüyüş başlatmaktan geçtiğini söyledim. Böyle bir yürüyüşe o dönemde bütün muhalefetin destek verebileceğini ifade ettim. MHP’nin de, BDP/HDP’nin de hukuksuzluklara karşı ortak bir demokratik duruş sergileyebileceğini düşündüğümü anlattım.
Yürüyüşün Samsun’dan, Çanakkale’den ya da İstanbul’dan başlayabileceğini; ancak mutlaka Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünde son bulması gerektiğini özellikle vurguladım.
Çünkü sorun Ankara’daydı, çözüm de Ankara’daydı. Meclis milletin iradesinin tecelli ettiği yerdi. Amaç, Meclis’i demokratik biçimde kuşatarak yaşanan hukuksuzluklara dikkat çekmek ve iktidarı çözüm üretmeye zorlamaktı.
Sayın Kılıçdaroğlu notlarını aldı. Dikkatle dinledi. Toplantı boyunca birçok konuda görüşlerimizi paylaştık.
Aradan tam üç yıl geçti.
Bu kez Kılıçdaroğlu, “Hak, Hukuk, Adalet” sloganıyla Ankara’dan İstanbul’a yürüyüş başlattı.
O yürüyüşü duyduğumda büyük bir hayal kırıklığı yaşadım.
İşte benim için Kılıçdaroğlu’nun bittiği gün de o gündü.
Çünkü bana göre yürüyüşün yönü yanlıştı. Ankara’dan İstanbul’a değil, Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya yürünmeliydi. Hedef Maltepe değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi olmalıydı.
O gün toplum değişim istiyordu. İnsanlar büyük bir tepki biriktirmişti. Maltepe’de milyonların katıldığı miting büyük bir moral oluşturdu; ancak bana göre somut bir siyasi sonuç üretmedi.Sadece milletin gazı alındı.
Ben hâlâ şuna inanıyorum: Eğer o süreçte hedef Ankara ve TBMM olsaydı, belki iktidar üzerinde çok daha güçlü bir demokratik baskı oluşabilir, belki de FETÖ’nün devlet içindeki etkisi bu kadar ileri taşınamazdı. Elbette bunun kesin olarak böyle sonuçlanacağını söylemek mümkün değildir; bu benim kişisel değerlendirmemdir.
Üstelik K. Kılıçdaroğlu, Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde beklenen düzeyde etkili bir muhalefet sergilemedi. Dokunulmazlıkların kaldırılmasına destek verdi. Ardından Enis Berberoğlu’nun tutuklanması üzerine Adalet Yürüyüşü’nü başlattı.
Ben ise o günden sonra yakın çevreme sürekli aynı şeyi söyledim: Kılıçdaroğlu’nun izlediği siyasi çizginin Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu muhalefet anlayışı olmadığını düşünüyordum. Kuşkularım artmıştı. Siyasal iktidarı dizayn eden güç muhalefeti de dizayn etmiş olabilirdi.
Peki, “Madem böyle düşünüyordun, neden seçimlerde destekledin?” diye sorabilirsiniz.
Çünkü o seçimde önceliğim, BOP Eş Başkanıyım diyen kişinin seçim yoluyla değişmesiydi.Oyunu kuranlar Kılıçdaroğlu nun kaybetmesi üzerine kurmuşlardı. O zaman kaybetmesi gerekeni kazandırarak oyun bozulabilirdi. İktidar değişirse, devletin yurtsever kadrolarının Türkiye’nin yeniden hukuk devleti çizgisine dönmesine katkı sağlayabileceğini düşündüm.
Bugün CHP’de yaşanan gelişmelere baktığımda ise, bunun uzun zamandır kurgulanan bir siyasi senaryonun parçası olduğu kanaatini taşıyorum. Bügünde oyunu kuranlar CHP nin bölünmesi ve yeni partilerin kurulması, CHP’nin butlancıların elinde kalması şeklinde kurgulanmış. O zaman oyunu birlikte bozalım
Benim çözüm önerim nettir:
Önce CHP butlancılardan arındırılmalı,kendi kimliğini ve örgütsel iradesini yeniden kazanmalıdır. Ardından Türkiye’de demokratik yollarla iktidar değişimi sağlanmalıdır.
Çünkü güçlü bir demokrasi, güçlü bir muhalefetle mümkündür.Senaryolar yazıldığı ve istendiği şekilde oynanmazsa bozulur. CHP bölünmemeli butlancılardan arındırılmalıdır.

* Bu köşe yazısının tüm hakları Pazar Umut Haber'e ait olup işbu yazının ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır.

4 YORUMLAR

  1. Bizler partililer adamı oylesine parlatıp önümüze koydular ki tüm eleştirilere karşı adamı şiddetle savunduk.Mustafa Sabri gibi ATATÜRK ve TÜRK düşmanlarına hayranlık duyan Ekmeleddin gibi adamlara tıpış tıpış oy vereceksiniz dediği zamanlarda bile uyanamadım.Etrafımızda bazı arkadaşlar K.K nun bir proje olduğunu ısrarla söylemlerine aldırış etmedik.Keşke bu konuda sizin gibi karşı duranlar bir araya gelip güç birliği yapıp bir sonuca varılsaydı da bu günlere gelmeseydik Sayın İsmail Başkanım.

  2. İyi de Butlancılar iktidar eliyle CHP yok ediyorlar. CHP o itifakın elinden seçimle alınamaz, çünkü onlsr seçimle geşmedi, seçim tanımaz,

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Önceki Yazıları