Altın: 6.583,99
Dolar: 45,96
Euro: 53,42
BIST: -
8.2 C
Rize

Demirali Kiraz

kirazdemirali4@gmail.com


Diğer Yazarlar

Rize Bombalandı mı, Şalcı Bacı Asıldı mı? Yalanlar ve Gerçekler

1925 yılında Rize’de yaşanan olaylar ve yıllardır anlatılan “Şalcı Bacı” hikâyesi, Cumhuriyet tarihi ile ilgili üretilen en yaygın yalanlardandır. Özellikle sosyal medyada sıkça tekrar edilen “Şapka takmadılar diye insanlar idam edildi”, “Hamidiye Rize’yi bombaladı” ve “Şalcı Bacı şapka yüzünden asıldı” şeklindeki iddialar, zamanla birçok kişi tarafından sorgulanmadan doğru kabul edilmeye başlanmıştır. Oysa tarihî olaylar sloganlarla değil, belgelerle değerlendirilmelidir.
Tarihte bazı yalanlar vardır; ne kadar tekrar edilirse o kadar gerçek sanılır. Nazi Almanyası’nın Propaganda Bakanı’na atfedilen “Yalan ne kadar büyük olursa, inanan da o kadar çok olur” sözü, Cumhuriyet tarihi hakkında yıllardır üretilen hurafeleri adeta özetlemektedir. Bunlardan biri, “1925’te Rize’de insanlar sadece şapka takmadıkları için idam edildi” iddiasıdır. Bir diğeri ise “Erzurum’da Şalcı Bacı isimli bir kadın, Şapka Kanunu’na karşı çıktığı için asıldı” anlatısıdır.
Peki, bu iddialar ve anlatılar karşısında öncelikle Şapka Kanunu’nun ne olduğuna bakmamız gerekmiyor mu?
TBMM’de 25 Kasım 1925’te kabul edilen Şapka Kanunu’nun 1. maddesinde, milletvekilleri ile devlet kurumlarında görev yapan memur ve müstahdemlerin şapka giymesi zorunlu tutulmuştur. Kanun esas olarak devlet görevlilerini kapsamakta olup sıradan halk için şapka takma zorunluluğu getirmemektedir. Yapılan düzenlemelerle kanuna aykırı davrananlara uygulanacak cezalar belirlenmiş; bu cezaların 2 aydan 6 aya kadar hapis veya para cezası olduğu karara bağlanmıştır. Kanunda, şapka takmayanlara “idam” cezası verileceğine dair herhangi bir hüküm var mıdır? Yoktur.
Daha çok Şu Çılgın Türkler kitabıyla tanıdığımız Turgut Özakman da bu konuda yaptığı değerlendirmede, şapka takmadığı için asılan hiç kimsenin olmadığını belirtmiştir. Ona göre “şapka davaları” diye anlatılan meselelerin özü, şapkayı bahane ederek halkı isyana teşvik etmek ve Cumhuriyet yönetimine karşı kalkışma girişimleridir.
Rize’de 1925 yılında yaşanan olaylar da tam olarak bu açıdan değerlendirilmelidir. Olayların “şapka giymemek” meselesi olmadığı, dönemin mahkeme kayıtlarından açıkça anlaşılmaktadır. Özellikle Potomya’da (bugünkü Güneysu) yayılan “Şeriat elden gidiyor”, “Ankara düştü”, “Mustafa Kemal vuruldu” gibi söylentilerle halkın galeyana getirilmeye çalışıldığı görülmektedir. Ardından silahlı bazı kişilerin jandarma karakolunu bastığı ve askerleri esir aldığı tarihî kayıtlara geçmiştir. Dikkat edilirse mesele yalnızca kıyafet değil; doğrudan devlet otoritesine yönelik silahlı bir kalkışmadır.
Bu nedenle Ankara İstiklâl Mahkemesi’nde yargılanan kişilere yöneltilen suçlamalar yalnızca “şapka karşıtlığı” değildir. Suçlamalar arasında silahlı isyan, halkı kışkırtma, dini siyasete alet etme ve Cumhuriyet yönetimine karşı kalkışma gibi ağır ithamlar bulunmaktadır. Mahkeme sonunda 143 kişi yargılanmış; bunların 80’i beraat etmiş, bazılarına hapis cezası verilmiş, isyanın elebaşları kabul edilen 8 kişi ise idama mahkûm edilmiştir. Dolayısıyla verilen cezalar, “şapka takmadıkları” için değil; şapkayı bahane ederek silahlı kalkışma ve isyan hareketine katıldıkları gerekçesiyle verilmiştir.
Aynı şekilde yıllardır anlatılan “Hamidiye Rize’yi bombaladı” iddiası da tarihî belgelerle doğrulanabilmiş değildir. Kaynaklar, Hamidiye Kruvazörü’nün Rize açıklarına caydırıcı güç olarak gönderildiğini ve bazı uyarı atışları yaptığını belirtmektedir. Tüm bu asılsız iddiaların kaynağı olarak gösterilen Necip Fazıl Kısakürek bile Hamidiye’nin Rize’yi bombaladığını söylemez. Kullandığı ifade aynen şöyledir: “Bir zamanların kahraman Hamidiyesi şimdi Rize önünde ve kahramanlık toplarını havaya ateş etmekle göstermekte…”
Cumhuriyet tarihi hakkında çarpıtılmış anlatılar üreten bazı çevreler ise Necip Fazıl’ın “havaya ateş eden” ifadesini alıp “Rize’yi bombalıyor” söylemine dönüştürmüştür. Halk arasında anlatılan “Atma Hamidiye atma, din kardeşiyiz” sözü de tarihî kayıtlarda yer almayan, zaman içinde üretilmiş bir halk efsanesidir.
Cumhuriyet tarihi etrafında dolaştırılan bir diğer iddia ise “Şalcı Bacı şapka yüzünden asıldı” anlatısıdır. Bu iddia da hukukî ve tarihî açıdan gerçeklerle uyuşmamaktadır. Çünkü Şapka Kanunu kadınları kapsamamaktadır. Kadınların şapka takmasına dair hiçbir zorunluluk getirilmediği gibi, Cumhuriyet devrimleri kapsamında kadınların başörtüsünü çıkarmasını emreden bir yasa da hiçbir zaman çıkarılmamıştır. Dolayısıyla bir kadının “şapka takmadığı” gerekçesiyle idam edilmesi hukukî olarak mümkün değildir.
“Şalcı Bacı” anlatısının yayılmasında, Cumhuriyet karşıtı propagandalarıyla bilinen bazı yazarların önemli rol oynadığı görülmektedir. Özellikle Necip Fazıl Kısakürek’in yazılarıyla bu hikâye geniş kitlelere yayılmıştır. Daha sonra sosyal medyada darağacındaki bir kadın fotoğrafı dolaştırılmış ve bu kişinin “Şalcı Bacı” olduğu iddia edilmiştir. Oysa yapılan araştırmalar, söz konusu kişinin aslında Isparta’nın Darıbükü köyünden Hasan kızı Fatma olduğunu ortaya koymaktadır.
Hasan kızı Fatma’nın olayı tamamen bir cinayet meselesidir. Aynı köyden Eşref’in, Hanife ile evlenebilmesi için eşi Ümmüşani’yi altın ve tarla karşılığında öldürdüğü gerekçesiyle yargılandığı ve TBMM kararıyla 14 Aralık 1931’de idam edildiği anlaşılmaktadır. Olay Erzurum’da değil, Isparta’da gerçekleşmiştir ve Şapka Kanunu ile hiçbir ilgisi yoktur. Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla idam edilen ilk kadın olarak kayıtlara geçen Hasan kızı Fatma’nın hikâyesi, yıllar içinde bilinçli biçimde çarpıtılarak “Şalcı Bacı” efsanesine dönüştürülmüştür.
Bugün hem “Rize bombalandı” iddiası hem de “Şalcı Bacı şapka yüzünden asıldı” anlatısı, tarihî belgeler açısından hiçbir ciddi dayanağı olmayan uydurmalardır. Buna rağmen sosyal medyada ve bazı ideolojik çevrelerde tekrar edilerek gerçekmiş gibi sunulmaktadır. Oysa tarihî olaylar; duygusal sloganlarla ve ideolojik körlükle değil, belge ve kaynaklarla ortaya konulmalı, insanların ilgisine ve bilgisine sunulmalıdır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:
“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”
Tarih yazanlar dürüst davranıp tarih yapanlara bağlı kalmadıklarında, gerçekler hepimizi şaşırtan bir hâl alabilmektedir.

* Bu köşe yazısının tüm hakları Pazar Umut Haber'e ait olup işbu yazının ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır.

11 YORUMLAR

  1. Demir Ali Hocam; bilgi birikimi, araştırmacı kimliği ve cesur duruşuyla gerçek anlamda aydın bir eğitimcidir. Öğrencilerine sadece ders anlatmakla kalmayıp kitap okuma alışkanlığı kazandıran, düşünmeyi ve sorgulamayı öğreten ender hocalardan biridir.
    Girdiği her ortamda fikirleriyle insanlara farklı bakış açıları kazandırır, doğru bildiklerini çekinmeden dile getirir. Özellikle birçok insanın gerçekleri göremediği dönemlerde, FETÖ’nün gerçek yüzünü yıllar öncesinden araştırarak, okuyarak ve cesurca dile getirmesi onun ne kadar ileri görüşlü bir insan olduğunu göstermektedir.
    Böyle değerli bir hocanın öğrencisi olan çocuklar gerçekten büyük bir şansa sahıp olduğunu düşünmekteyim. Emekleri, fikirleri ve yetiştirdiği öğrencilerle her zaman saygıyla anılacaktır. Kalemine ve yüreğine sağlık hocam.
    Başarıların daim olsun inşallah.

    • Estağfurullah, güzel düşünceleriniz için çok teşekkür ederim. Bizler sadece bildiklerimizi paylaşmaya ve öğrencilerimize, halka faydalı olmaya çalışıyoruz. Böyle kıymetli sözler duymak ise büyük mutluluk. Sağ olun, var olun Mustafa hocam.

  2. yalanı sevenler, belgeyle konuşanları sevmezler bu yüzden işiniz zor.
    mesele inanmak inanmamak değil aslında.
    kin!
    yalanlarla geçmişe ait öfkeyi yaşatmak, tek dertleri bu.
    teşekkürler hocam. yazılarınız sürükleyici ve bilgilendirici

    • Güzel değerlendirmeniz ve desteğiniz için teşekkür ederim. Doğruyu arama gayreti bazen zor olsa da, önemli olan önyargısız şekilde okuyup düşünebilmek. Yazılarımın sizde karşılık bulması beni mutlu etti. Eksik olmayın.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Önceki Yazıları