Altın: 6.583,99
Dolar: 45,96
Euro: 53,42
BIST: -
8.2 C
Rize

Osman Kaya

osmankaya@gmail.com


Diğer Yazarlar

Demokrasi Nedir ? Demokrasi Bilinci Neyi Gerektirir?

Bu ülke yüzyıllar boyu saltanatla yönetildi.Yönetenler yönettiklerine ‘’ kullarım’’ diye hitabetti.’’Etrak-ı Bi İdrak ‘’ sayılan Türk köylüsü yoksulluk içinde yüzerken , onları Kul kabul edenlerin yüzü hürmetine dünyanın dört bir yanında at koşturdu , kılıç salladı, öldü öldürdü. Padişahlar, efendiler ağalar, haremlerde keyif sürerken, altın beşiklerde sallanırken bunlar, gaza denerek , ölümlerine anlam yüklenerek,inanç sömürüsüe tabi tutularak yaşamlarını kaybettiler. Fün geldi, açlıktan çarıklarını kemirdiler ama yine de padışahım çok yaşa dediler. İnek dışkısın içinden buğday ve mısır tanelerini toplayıp yediler ama kendilerine kullarım diyenlere ululemre itaat adı altında itaat etmeye ve sessiz kalmaya devam ettiler.
Binyılların köhnemiş karanlığıyla eğitilmiş bu millet 19. Yy sonlarından itibaren demokrasi tartışmalar
ının içide buldu kendini. Batı da da halklar inanılmaz baskılar içinde yaşadı Ama AYDINLANMA süreci ile birlikte en azından kendi içinde kısmen özgürleşmeyi yaşadı.Kısmen itiraz etmeyi öğrendi egemenlere. Kısmen inanç baskısından akla dayalı bir yaklaşımın çözüm getirici iklimine kavuştu.
Halkımız ise demokrasiye altın tepsi içinde kavuştu. Ciddi hiçbir mücadele vermedi bu hakları elde etmek için.Osmanlıda verilen mücadelelerin temeli çıkar, kişisel veya oligarşik çıkardı. Toplumsal ve hukuksal anlamda ileri atılım istemine dayalı bir itiraz ve mücadele hiç yaşanmadı.
Demokrasi halkın , halk için halkla birlikte yönetimin ve yönetişimin adıdır. Ve Tarihte yaşanan her demokrasi muhakkak surette halkın etkin etkin mücadelesi sonucunda kazanılan bir yönetim biçiminin adıdır.Oysa Türkiye deki demokrasi Mustafa Kemal Atatürkün altın tepsi içinde halkına armağan ettiği bir yönetim biçimi idi.
Demokrasi , demokrasinin yaşanacağı ve yaşatılacağı ülkede muhakkak aydınlanma kültürünün egemen olmasını gerektiren bir yönetim biçimidir.Aydınlanma ise, yaşamı , yaşamsal süreçleri inançla değil akıl ve bilimle yönetmeyi sağlayacak becerilere sahip olmayı gerektirmektedir. Türkiye Halkı ne demokrasi mücadelesi vermiştir ne de aydınlanmanın gerektirdiği kültürel evrimi yaşamıştır.
İşte bu yüzdendir ki halkımız Demokrasinin getirdiği kazanımların kıymetini bilmemektedir.Mesela kadın hakları. Bu ülkede yaşayıp ta kadın hakları konusunda Mustafa Kemal Atatürkün ortaya koyduğu kazanımların kıymetini bilmeyen bir kadının bu durumda olmasının nedeni demokrasi kültürüne sahip olmamaktır.
Uluslaşmayı ümmetçilikten daha olumsuz göre kafayapısının temeli uluslaşmayı ırkçılık olarak algılamaktır. Oysa ulusçülük Atatürkün bakış açısında değil ırkçılığı beslemek , ırkçılık hastalığının panzehiri olarak karşımızda durmaktadır.Kültürel seviyeden yoksun bakış açıları elbette bu değerlendirmeyi yapamayacaktır.
Demokrasinin işleyişi yani hakkıyla işleyişi , halkın gerçekten ona sahip çıkmasıyla mümkündür.Cumhuriyeti kuran iradeye karşı ‘’ BİZ OSMANLIYIZ’’ diyebilecek kadar cahil cühela bir kitle elbette özgür yurttaş olmaktansa kul olmayı tercih edecektir.
Yaşadığımız sorunların kaynağı budur. Demokrasiyi anlayacak ve yaşatacak kültür seviyesine sahip olmamak.
Seçimler.. Kimler seçiliyor?kimler aday gösteriliyor?kimler seçtiriliyor? Diye baktığıızda ülkemizde demokrasi kültürünün ne kadar zayıf ve e kadar ayaklar altında olduğunu görüyoruz.
Ülkemizde bürokrasi baskının ve tanrı rolüyle ortaya çıkmanın aracı durumunda . Halk demokrasiden umduğunu bulamadığında askeri bürokrasi başta olmak üzere diğer bürokratik kurum ve kuruluşlardan medet umuyor.Oysa askeri vesayet hiçbir dönemde demokrasinin önünü açmamıştır , doğası gereği açamazda. Sorunları daha da derinleştirir. Siyasete gelince , siyasi partiler parti ileri gelenlerinin kendi krallıkları gibidir. Partilerdeki karizmalaştırılmış liderlere yakın olmak aday olarak seçilmenin ilk koşuludur. Bir defa en başta liyakat dediğimiz unsur önce partilerde ayaklar altına alınmaktadır.Bunun yanısıra, seçilebilmek, kişilere vaad arpalığı dağıtmak , sülale ve aşiret sahibi olmak ve zengin olmakla gerçekleşebilecek bir durumdur. Liyakat ve ahlak akla gelebilecek en son değer olarak duruyor bu ülkede.
Demokrasi kültürünün bir ülkede yerle bir olup olmadığını bize gösteren çeşitli unsurlar vardır. Bunlardan bir tanesi demokrasilerin ikbal avcılarının oyuncağı ve emellerinin aracı olup olmadığıdır. Bir ülkede muhtarlık seçimlerinde bile kan dökülüyor ve adam öldürülüyorsa orada demokrasilerden bahsetmek mümkün değildir.Ya da bir ülkede mecliste bir adamım olsun ne olur ne olmaz denilerek seçim, mecliste adam sahibi olmaya aracı olarak görülüyorsa işte orada demokrasi yoktur.
Demokrasi aslında sosyalist bir kavramdır. Burada sosyalizmi hem ideolojik hemde sosyolojik bağlamda kullanıyorum. Çünkü demokrasi bir ahlaktır. Ahlak bazı durumlarda bireyin çıkarlarına ters gelebilir. Buna rağmen halklar ve bireyler muhakkak surette ahlaki değerleri , kişisel çıkarlara tercih etmek durumundadır. Bu ise moral değerler üzerine kurulu olması gereken demokrasi ile , a moral temele dayalı olduğu kabul edilen ekonomik çıkarı temel yapan kapitalizmin arasını açar, ikisini biribirine düşman yapar.Bakmayın Çörçil in şu sözüne:’’ demokrasi sabahleyin kapınızı çalanın sütçü olduğunu bilmenizi sağlayan rejimin adıdır.’’ Öyle midir gerçekten? Heyhat.. Bunu kapitalist ülkelerdeki muhaliflere soracaksınız.. Nasıl sokak ortasında kurşunlandıklarını, nasıl taraflı mahkemelerde hak etmedikleri cezalara çarptırıldıklarını roman kitapları hacminde sizlere anlatabilirler. Kapitalizm CHE ye özgürlük vermez. CHE yi katleder . Ama aynı kapitalizm CHE nin tişörtünü satar , para dolaşımının kılcal damarlarını açmada CHE yi alet eder, onun tanınmış kişiliğini sömürür.
Burjuva demokrasilerinde özgürlük , o demokrasilerin uygulandığı sınırlar içindeki halkın mücadeleci kimliğinin gücüne göre ve ayrıca sermaye sınıfının çıkarına dokunulmadığı sürece varlığını sürdürür.
Bu nedenle bazı aklıevvellerin söylediği gibi Burjuva demokrasisi halkın kara kaşı kara gözü için verilmiş bir hak ve bu çerçevede sağlanan bir durum değildir.
Gerçek demokrasiler ancak devrimlerle hayata geçer.Devrim yoksa demokraside yoktur. Bu devrim bilinçli halkın talepleriyle ya da devrimi yapacak olan çelik çekirdek kadronun bilinçlendirdiği halkın talepleriyle gerçekleşir. İşte Türk devriminde yaşanan eksiklik budur. Halk aydınlatılmadan ( Ki Yakup Kadri , Yaban adlı romanında Anadolu halkının kurtuluş savaşı dönemlerinde içinde bulunduğu sosyal psikolojik dönemi çok iyi yansıtıyor) tepeden inme bir demokrasi , özgürlüğü bilmeden , anlamadan hissetmeden , yurttaşlıktan çok uzak, daha kul konumunda olan ve kul olmayı Tanrıdan gelen bir emre uymak olduğunu düşünen bir halkın olduğu bir coğrafyada Atatürkün iğneyle kazıya kazıya kazanıp halkına verdiği demokratik hakların kıymeti bilinmemiştir.Bu nedenle ülkede önce aklın ve ahlakın egemenliğinde bir kültür devrimi yaşanması ve bu kültür devriminin de o topluma yerleşmesi demokrasilerin gelişip yeşermesi için en önemli zorunluluklardan biridir.(Demokrasilerde halkın bilinci, halkın demokratik değerlere sahip olması son derece önemlidir dedik. Bunun en somut örneklerinden biri Fransada Sarı yelekliler hareketinde görüldü. Aşırı zamları protesto eden halk sokağa döküldü ve haklarını söke söke aldı. Ama yine iktidar erkini elinde tutanlar bu tepkileri dış güçlere bağladı. Bu söylem bize çok tanıdık geldi mi?)

Demokrasiler, demokratik ilkelerle hayat bulur. Demokratik ilkeler bir ülke için o ülkede demokrasinin hayat bulup bulamayacağının belirlenmesi için gösterge niteliğindeki unsurlardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1-GÜÇLER AYRILIĞI
Yasama, Yürütme , Yargı.
Devletin bu üç temel gücü birbirinden Bağımsız olmalıdır. Bu üç erkin birbirinden etkilendiği rejimlerde demokrasinin ilk harfinden bile bahsedemeyiz.

2-HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ
Bunun sağlanması için önce kanunların Evrensel insan hakları normlarına uygun olması, sonrasında da aynı kanunların yaptırım sürecinde kimseyi kayırmaması ya da ötelememesi gerekir.
3- LAİKLİK
Devlet, siyaset ve ticaret demokratik devlette kesinlikle herhangi bir dinsel inanç ve düşüncenin yanında ya da karşısında olamaz. Yukarıda saydığım unsurlar, bilim, akıl ve evrensel hukuk normlarına ve insan haklarına dayalı hukuk normuna dayanarak işlerler ve varlıklarını sürdürürler.Devletin herhangi bir dinle ilişkisi olması demek demokrasinin ortadan kaldırılması demektir.

4-SEÇİM
Genel ve özel unsurların , kurum ve yapıların yöneticilerinin ya da yürütmeyi saylayacak olanların belirlenen evrensel liyakat ölçülerine göre tarafsız ve hiçbir baskı altında kalınmadan belirlenmesi ve seçilmesi durumudur.

Adamı olanın , parası olanın, gücü olanın, yaptırımı olanın, kayırılanın aday olduğu – yapıldığı ya da belirtilen olanak ve durumlara sahip olmayanların esamesinin okunmadığı ya da liyakat ehli olmalarına rağmen seçilmediği coğrafyalarda demokrasi yoktur. Var olan ise sadece kandırmacadır.(Mesela Amerikada seçim vardır ama Demokrasi yoktur. Demokrasi olsaydı Trump seçilir miydi.? Aynı perspektifle Ülkemizi de değerlendirebiliriz.)

Demokrasilerde seçimlerde konulan kriterler asla ihlal edilemez. Halkın oylarının kutsallığı sadece verilen oylar üzerinden değil , verilmeyen oylara dikkat edilmesi, seçim hilelerine dikkat edilmesi üzerinden de gerçekleşir.Demokrasi kendisini demokrasi düşmanlarına, faşistlere, gericilere , para babalarına , emperyalistlere yıktırmayan ve bu çerçevede gereken önlemi alan bir rejimdir.Demokrasi , onu araç olarak kullanarak faşizmi , gericiliği, tarikat ve cemaatleri , etnik faşistleri cirit attırmamak için her türlü önlemi alır. Bu önlemler de alabildiğine hassas bir refleksle insan haklarına saygı çerçevesinde yapılır.Hatta saygı düzeyi de aşılır insan haklarına dayalı olarak yapılır.

5-SİYASİ PARTİLER
Demokrasilerde her görüş ( şiddet içermemek , baskı kurmamak, hukuk dışı yollara başvurmamak (Buradan kastedilen adli suçlardır, örneğin şiddet, fuhuş , madde kullanımı v.b)hiçbir seçim barajı ile karşılaşmadan parti kurabilir ve hiçbir seçim barajı ile karşılaşmadan yeterli oy alması halinde meclise girebilir.Hukuk tarafından kabul edildikten sonra hiçbir partiye öz veya üvey evlat muamelesi yapılamaz, o noktada ima da bulunulamaz.( Ya bir partiyi kurdurmayacaksın ya da onu öz veya üvey evlat konumunda bulundurmayacaksın.) Hiçbir siyasi parti mensubu devletten yana olma adına ya da devlet karşıtlığı adına şiddet uygulayamaz ve baskı kuramaz.Vekilleriyle ya da sivil güçleri örgütleyerek ötekileştirdiklerine şiddet uygulayamaz. Şiddet imasında bulunamaz. Hiçbir parti iktidar gücünü kullanarak Kamu gücü olan kolluk kuvvetlerini kendi siyasi emelleri uğruna aracı yapamaz ve kullanamaz.

6- ÇOĞULCULUK

Demokrasilerde seçim olması halinde ya da seçim uygulanan konularda çoğulculuk esastır. Ancak bu çoğulculuk , çoğunluğun evrensel ilkeleri çiğneme hakkına sahip olmasına asla izin vermez.Diyelim ki İsrailde bir seçim yapıldı. Seçimde Filistinlileri katliamdan geçirelimmi yoksa katletmeyelim mi diye soruldu. İsrailde bu seçim sonucunda 100 de 99,99999 çoğunlukla katliam yanlıları kazandı . Bu durumda halkın oyu var diye katliam meşru olamaz.Bir defa evrensel değerler seçim dışıdır.İnsan haklarının temel normları seçim dışıdır. Demokrasilerde demokratik rejim de seçim dışıdır. Demokrasilerde demokrasileri kaldıralımmı diye seçim yapılamaz.
Yine demokrasilerde çoğunluğun tercih ettiği ne olursa olsun azınlık ezilemez. Yok sayılamaz. Ötekileştirilemez. Hele hele asla hain , nankör, zillet , aşağılık diye nitelendirilemez. Azınlık kriminalize edilemez. Ya da iktidar gücü kullanılarak azınlık olunmasına rağmen çoğunluk raconu kesilemez. Demokrasiler çoğunluk kadar azınlığın haklarının gözetildiği rejimlerdir.

7-SİVİL TOPLUM
Sivil toplumu , devletin resmi organ ve yapılarının dışında kalan yapılar, örgütler , gurup ve birliktelikler olarak tanımlayabiliriz. Demokrasilerde sivil toplum örgütleri çok önemlidir. Ancak sivil toplum örgütleri çeteleşemez, demokrasilere başkaldırı mekanizmalarının sığınak odakları olamaz.Bilim , akıl ve ahlaka yanısıra evrensel hukuka ve evrensel hukuka dayalı olan yerel hukuka dayanmak durumundadırlar.Kamuoyu oluştururlar ama bunu yaparkende ölçülü olmayı ve demokrasiye değer vermeyi ilke edinmeleri gerekir.

8- İNSAN HAKLARINA DAYALI OLMA

İnsan hakları her insanın doğuştan sahip olduğuna inanılan ve dokunulamaz , devredilemez , vazgeçilemez nitelikte oldukları kabul edilen haklardır.Bu haklar devlet dahil herhangi bir güç tarafından sınırlandırılamaz. Bireyin kendisi bile bu haklardan vaz geçemez.Demokratik yönetimlerde bütün kararlar insan haklarına dayalı olarak verilir. Demokratik toplumlarda kimsenin kimseye üstünlüğü olamaz. Kimse kanunun suç saydığı bir unsurdan kaynaklı olarak yargılanan birini kendi gücünü kullanarak affetme ya da daha fazla ceza verme hkkına sahip değildir.

Aşık Veysel ne güzel dile getirir:

‘’ Beni hor görme kardeşim
Se altınsan ben tunç mıyım
Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben sac mıyım?

Demokrasi demokrasinin temel değerlerinin var olduğu ve yaşatıldığı bir ülkede hayat bulur.
Nelerdir bunlar?
1- DEMOKRASİ KÜLTÜRÜ
Başkalarına zarar vermeyecek şekilde fikir ve düşüce hürriyetini , çoğunluğun iradesine uymanın yanında azınlık haklarını korumayı , uzlaşmayı ve anlaşmayı ifade etmektedir.

2-EŞİTLİK
Sosyal hayatta bireyler arasında haklar ve imkanlar bakımından ayırım gözetilmemesi ve var olan ayrımların kaldırılmasını isteyen temel ilkedir.

3-ÖZGÜRLÜK
Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine , kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi bu karar doğrultusunda evrensel hukuk normlrın uygun ve başkalarına d zarar vermeden tutum ve davranışta bulunması ve bunun da sorumluluğunu üstlenebilmesi durumudur. Demokrasiler bu paradigmal çerçevedeki özgürlüğe dayanır ve bireyleri bu çerçevede özgürleştirmeyi de hedef edinir.

4-ADADLET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanmasıdır. Demokrasilerde adalet vazgeçilmez ilkelerden biridir.

5- FARKLILIKLARA SAYGI

Bireyin kendisinden farklı olan , farklı düşünen , farklı din, dil ve kültüre sahip olanlara karşı hoş görülü davra davranması olarak ifade edilir. Devlet erki hiçbir surette hiçbir kesimi öz veya evlat konumuna koyamaz.

6-HOŞ GÖRÜ
Başkalarının kendimizden farklı olan düşünme tarzını ve yaşam biçimini anlayışla karşılama tavrıdır.
Demokrasilerde halk her kesime karşı hoş görülüdür. Devlet erki de bunun altyapısını hzırlamalıdır. Bu devlet erkinin temel görevidir.

Demokrasilerde olmaması gereken hususları bilmek demokratik bilincin hayat bulması için son derece önemlidir.
DEMOKRASİLERDE TEK ADAM REJİMİ YOKTUR.
İnsanlık tek adam rejimlerinden çok çekmiştir. Hitler ve Musollini bunun en bariz örneklerinden biridir.

DEMOKRASİLERDE KABADAYILIK YOKTUR
Demokrasilerde kimse zorbalıkla dediğini yaptıramaz ve ön planda olmaz.

DEMOKRASİLERDE DEVLET KİMSENİN BABASININ ÇİFTLİĞİ DEĞİLDİR.
Bu rejimde kimse ben la yüselim ben çok kıymetliyim, bensiz olmaz ya da ben sarım keserim kimse benden hesap soramaz . Tekeyi bocurten daşşaklarıdır. Ben gidersem devlet yıkılır, ben devletim vs gibi sözler kullanamadığı gibi bu zihniyete dayalı uygulama ve tutumların içinde de bulunamaz.

DEMOKRASİLER ŞEYHLERİN , DERVİŞLERİN , MÜRŞİTLERİN , MÜRİTLERİN CİRİT ATTIĞI , KANAAT ÖNDERİ GÖRÜLÜP SİYASETE YÖN VERDİĞİ REJİMLER DEĞİLDİR

Din devlete karışırsa eyvah o devletin başına,Devlet dini kullanırsa da yine eyvahlar olsun. Bilim de ahlakta çöker.

DEMOKRASİLERDE MİLLET SİYASİ ÇAKALLARIN MARABASI , SİYASİ ÇAKALLIKLARIN ARKA BAHÇESİ DEĞİLDİR.

DEMOKRASİLERDE HALK SEÇİMLER ADAMIM MECLİSE GİRSİN DE İŞİM DÜŞERSE YAPTIRAYIM DEMEZ

DEMOKRASİLERDE PARTİLER KÜÇÜK SALTANAT, İKTİDAR ULUSAL DÜZEYDE SALTANAT EMELLERİNİN ARACI DEĞİLDİR.

DEMOKRASİLERDE SEÇİLENLER AĞA VE EFENDİ DEĞİ HALKIN HİZMETÇİSİDİR.

DEMOKRASİLER HER TÜRLÜ SİVİL VE DEVLET ZORBALIKLARININ SON BULDUĞU VE OLMADIĞI REJİMLERDİR.

DEMKORASİLER MUHALİFKEN DEMOKRAT , İKTİDARKEN FAŞİST POLİTİKALARLA HALKIN SÖMÜRÜLDÜĞÜ VE BASKI ALTINA ALINDIĞI REJİMLER DEĞİLDİR.

DEMOKRASİLERDE SEÇİLME DÖNEMİ İKİ DÖNEMDEN ÇOK OLMZ. İKİ DÖNEMDEN FAZLA TÜM BAŞKANLIKLAR SALTANATTIR VE DEMOKRASİ DIŞIDIR.

DEMOKRASİLERDE DEVLET ERKİ İKTİDAR PARTİSİNİN SİYASAL PROPAGANDASININ ARACI OLAMAZ.

Evet .. Bu konu alabildiğine geniş . Bir yazının hacmini çok aşar. Zaman zaman yine yazacağız. Demokrasi ekmek kadar, su kadar önemlidir. Çünkü ancak insan demokrasilerde özgürleşir. Hasan Ali YÜCEL in belirttiği gibi ‘’ İnsan olmak ancak özgür olmak, özgürlüğün kıymetini bilmek ve özgürlük için mücadele vermek ile mümkündür.’’ Bunun yolu da ancak demokrasiden ve demokrasilere sahip çıkmaktan geçer. Sağlıcakla kalın.

* Bu köşe yazısının tüm hakları Pazar Umut Haber'e ait olup işbu yazının ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır.

2 YORUMLAR

  1. Ünlü antik çağ Yunan düşünür PLATON m.ö.IV.y.y.da diyorki ; ” Eğitimsiz kimselerle demokrasiye geçilirse, oligarşi olur. Devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar”.
    Maalesef merhum İNÖNÜ bu hatayı yaptı. Şimdi bunun bedelini ödüyoruz.

    • Evet..Bu doğru ama bir şey daha var bu halk bağımsızlaşma mücadelesi verdi ama demokrasiyi hazır buldu..Bedelini ödemedi..Onun için kıymetini bilmiyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Osman Kaya
Osman Kaya
Felsefe Öğretmeni

Önceki Yazıları