Altın: 6.875,62
Dolar: 45,41
Euro: 53,57
BIST: 15.062,00
8.3 C
Rize

Osman Kaya

osmankaya@gmail.com


Diğer Yazarlar

Şarlatanlık (Bilim ve Sözde Bilim)

Kapitalizmin en aşağılık özelliklerinden biri at izini it izine karıştırmasıdır. Bunu kâr amaçlı yapar. Kâr elde etmek için tabiri caiz ise anasını dahi satanların rejimidir kapitalizm. Kapitalizm kaosu sever. Kozmos veya düzen kapitalizmin düşmanıdır. Yine kapitalizm yalanı sever. Hakikat kapitalizmin, kapitalizm de hakikatin düşmanıdır. O nedenle kapitalizm aklın ve bilimin de düşmanıdır. Çünkü hakikatin ortaya çıkması durumunda kapitalizm büyük darbe alır. Mesela kapitalist bir devlet yetkilisi der ki “Biz halk için çalışıyoruz.” Oysa onlar halk için değil, sermaye ve çıkarları için çalışırlar. Bu yalanı ancak akıl ve bilim yolunda gidenler anlayabilir. Bu anlama durumu ise elbette kapitalistlerin hoşuna gitmeyecektir. O nedenle kapitalist patron ve liderler, halkın akla dayalı ve bilimli bir nitelik taşımalarını istemezler.

Ancak yine de kapitalist ve faşist düzenlerde bilim vardır. Bu bilim ne tür nitelik taşır? Bu yazımızda bunu göreceğiz. Kapitalist ve faşist dünyadaki bilim hakikati arayan ve hakikat peşine koşan bir nitelik taşımaz. Ancak sözde bir nitelik taşır. Yani kapitalist bilim “sözde bilim”dir. Yani şarlatanlık bilim olarak pazarlanır kapitalizmde.

Bilim kuşkusuz ki hakikat arayışının metodudur. Ancak her dünya görüşü bilimi kendi kulvarına çeker ve her dünya görüşü bilim anlayışını kendi politik çerçevesine göre yapılandırır.

Kapitalizm sermayeye endeksler bilimi, faşizm ise kendi efsanelerine.

Geçenlerde bir sunuma tanık oldum ve bu sunum bende bu yazıyı yazmama ilham kaynağı oldu. Alabildiğine hurafe dolu bu sunum, alabildiğine cicili biçili sunulduğundan dolayı orada hazırda bulunan dinleyici kesimin övgülerine mazhar oldu. Irkçı bir bakışla süslenmişti bu sunum ve ırkçılıkla bezeli yüreklere şekerli şerbet gibi geliyordu. Türk dünyanın her yerinde vardı. Bütün diller Türkçeden besleniyordu. Türkiye’de yaşayan herkes katıksız Türktü. İran Türktü. Pakistan Türktü. Ermenistan Türktü. Rumlar Türktü. Araplar Türktü. Hz. Adem Türktü. Hz. Muhammet Türktü. Dünyadaki bütün bilimsel buluşların %80’ini Türkler bulmuştu vs. vs. vs. Bu söylemi Ermeni bakışına çevirin uyar, Rum bakışına çevirin uyar, Rus bakışına çevirin uyar, Yahudi bakışına çevirin uyar. Yani aynı bakış, aynı perspektif ve aynı türden kandırmaca. Yıllar önce yine ırkçı bir kalemden bir yazı okumuştum. Diyordu ki Amerika kıtasındaki isimler Türkçe kökenlidir. Mesela Amazon’un kökeni Türkçe “Amma uzun”dur. Niagara Şelalesi’nin kökeni Türkçedir; “Ne yaygara”dan gelmektedir. Yine bir başka safsata da etnik köken bilimini soyadına dayandıranların söylemindeydi. Bunlara göre soyadlarının sonuna “-oğlu” eki gelen kişiler ya Ermeni’dir ya da Yahudi’dir.

Yıllar yıllar önce Ömer Çelakıl, Kur’an’ın bilimsel bir kitap olduğu ile ilgili iddialarda bulunuyor ve defalarca televizyon programlarına çıkıyordu. Söyledikleri safsatadan başka bir şey değildi. Matematiksel tesadüflerden yola çıkarak adeta matematiksel bir mucize diye pazarlıyordu Kur’an’ı. Bir doktor ise kansere çare olan bir ilaç bulduğunu anlatıyor, çok miktarda parayı cebellezi yapıyordu. Bu muhterem doktor, kaderin garip bir cilvesi sonucu mudur bilinmez, kanser oldu ve terki dünya eyledi. Hani ne derler: “Kel ilaç bulsa önce kendi başına sürer.”

İnternete bakın; düz dünya, oyuk dünya, Anunnakiler vb. saçmalıklar cirit atar. Yıllar önce Tanrıların Arabaları kitabının best seller olduğunu unutmayalım. Bizim ülkemiz hele hele bu işin cenneti. Von Aisberg takma isimli bir zatı muhterem de Arzvdan Arşa Sonsuzluk Kulesi adlı bir dizi kitapla epeyce kozmolojik palavra sallamıştı.

Bu ülkede yalanlar sadece bir mahalleden gelmiyor. Cenk Koray bile Atatürk ve 19 Mucizesi adlı kitabıyla bu yalanlar kervanına Atatürk üzerinden katılmıştı.

Bu tablonun ortaya çıkışında elbette ki hakikati sadece bilim adamlarının tekeline bağlayan scientism, pozitivizm gibi anlayışların etkisi olmuştur. Bu yaklaşımlar bilimi adeta seküler bir kilise haline getirdiler.

Unutmamak gerekir ki hakikati tekelleştirmek hakikate yapılabilecek en büyük düşmanlıktır. Çünkü varlık çok boyutludur ve ancak çok boyutlu bir bakışla gerçekliğine bir nebze yaklaşılabilir. “Hakikat şudur ve hakikat şurada mutlaktır.” veya “Hakikatin temsilcisi mutlak anlamda şudur.” dendiği anda, işte tam o anda yalan, hurafe ve şarlatanlık ortaya çıkar. Hakikat bir ufuktur. Daima aramak ve peşine koşmak gerekir onun. Ve bir yolla aranacaksa o yolun muhakkak hakkı verilmelidir.

Bilimle aranıyorsa eğer bir şey; şüphe ve sorgulama, bunun yanı sıra ispat muhakkak işin içinde olmalıdır. Sözde bilimin şarlatanları kibirlidirler. Tepeden bakarlar kendisini dinleyen ya da okuyanlara. Sorgulatmazlar ve muhalifi de asla istemezler. Çünkü buna izin verdiklerinde yalanları ve ne derecede şarlatan oldukları ortaya çıkacaktır.

Sözde bilimin temsilcileri hemen hemen her zaman safsata türü mantık kullanırlar. Metodik şüphe, derin analiz, diyalektik mantık bunların mahallesinden geçmez.

Sözde bilimle halk koyun sürüsü misali güdülür. Ve sözde bilimin egemen olduğu her yerde şarlatanlık ve kandırmaca kendini uyanıklık, akıllılık ve yerleşik ahlak olarak gösterir. Ve bu da toplumsal çöküşün en önemli göstergesidir. Bilimin olmadığı yerde şu ya da bu oranda belki dürüstlüğü egemen kılabilirsiniz ama sözde bilimin olduğu yerde dürüstlüğü asla egemen kılamazsınız; çünkü sözde bilim insana aynı zamanda ahlaksızlığı öğretir hatta ahlaksızlıkta da ustalaştırır.

Cehaletin en kıdemli hali olan sözde bilimde şarlatan olmamak ve ahlak adına muhakkak uzak duralım. Bilim ve akıl işte ancak o zaman yeşerecek zemin bulabilir.

* Bu köşe yazısının tüm hakları Pazar Umut Haber'e ait olup işbu yazının ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır.

4 YORUMLAR

  1. Bilimde temel ölçüt “iddia kimin hoşuna gidiyor?” değil, “kanıt ne söylüyor?”dur. Bu yüzden tarih ve arkeoloji de dahil olmak üzere bilimsel disiplinlerde bir sonuç, ancak kaynaklar, dil verileri, genetik bulgular, arkeolojik katmanlar ve karşılaştırmalı analizlerle desteklenirse kabul görür.

  2. gidiyor?” değil, “kanıt ne söylüyor?”dur. Bu yüzden tarih ve arkeoloji de dahil olmak üzere bilimsel disiplinlerde bir sonuç, ancak kaynaklar, dil verileri, genetik bulgular, arkeolojik katmanlar ve karşılaştırmalı analizlerle desteklenirse kabul görür.

  3. Bilim ve sözde bilim başlığı altındaki şarlatan ve hurafelere dair tespitlerini keyifle okudum. Tespitlerine katılıyorum. Sunumu beraber izledik ve beraber terkettik. Sen haklısın. Bir sunumda soru kabul edilmemesi cemaatin koşulsuz hocanın vaazini dinlemesi gibidir. Ayrıca dünyada olan bütün bilimsel gelişmelerin altında Türkler ve atalarının parmağını aramak üstü örtülü bir Turancılık ve ırk ırkçılık dır. Sunumun çok uzun süre alması dinleyiciler açısından sıkıcı olmuştur. Bir başka sunumlarda baştan saat belirleyelim. Kalemine yüreğine sağlık hocam.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Osman Kaya
Osman Kaya
Felsefe Öğretmeni

Önceki Yazıları