Altın: 6.256,65
Dolar: 47,24
Euro: 54,10
BIST: -
17.2 C
Rize

İsmail Tutoğlu

ismailtutoglu@gmail.com


Diğer Yazarlar

UnutMADIMAKlımda

2 Temmuz 1993…

Türkiye Cumhuriyet’inde en büyük utançlardan biri yaşandı

Sivas’ta, Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri için bulunan yazarlar, ozanlar, sanatçılar ve aydınlar, saatler boyunca gözü dönmüş bir kalabalığın kuşatması altında kaldı. Devletin gözü önünde, “Yakın!” sloganları eşliğinde Madımak Oteli ateşe verildi.

Otuz üç aydın, iki otel çalışanı yaşamını yitirdi. O gün olaylar sırasında iki gösterici de hayatını kaybetti. Duman yalnızca otelin pencerelerinden yükselmedi; Türkiye’nin vicdanını da boğdu.

Bu katliamı yalnızca “Alevilere yönelik bir saldırı” diye tanımlamak eksik kalır.

Madımak’ta hedef alınan; Cumhuriyet’in aydınlanma felsefesi, laik hukuk devleti, bilim, sanat, düşünce özgürlüğü ve Atatürk devrimleriydi.

Çünkü karanlık, her zaman önce düşünen insandan korkar.

Kitaptan korkar.

Şiirden korkar.

Sazdan korkar.

Kadından korkar.

Sanattan korkar.

Ve en çok da Atatürk’ün “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” insanından korkar.

Sivas Katliamı, Cumhuriyet tarihinin tesadüfi bir toplumsal olayı değildir. O gün ortaya çıkan nefret; yıllarca laikliğe, Cumhuriyet’e ve aydınlanmaya karşı üretilen ayrıştırıcı söylemlerin sonucuydu.

Cumhuriyet, farklı inançların ve düşüncelerin hukuk önünde eşit yaşamasının güvencesidir. Bunun adı laikliktir.

Laiklik; bir inanca karşı olmak değil, bütün inançların ve inanmama özgürlüğünün devlet güvencesi altında olmasıdır.

İşte bu yüzden laiklik sadece anayasal bir ilke değil, yaşama hakkının da teminatıdır.

Sivas bunu acı biçimde göstermiştir.

Aradan otuz yılı aşkın süre geçti.

Ancak toplumun vicdanındaki yara hâlâ kapanmadı.

Çünkü adalet sadece mahkeme salonlarında verilen kararlarla değil, toplumsal hafızada da yerini bulmalıdır.

Bugün Madımak’ı anmak; öfkeyi büyütmek için değil, Cumhuriyet’i savunmak içindir.

Bugün Madımak’ı anmak; yeni Madımaklar yaşanmasın diyedir.

Bugün Madımak’ı anmak; çocuklarımızın korkmadan düşünebildiği, yazabildiği, konuşabildiği bir Türkiye içindir.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, daha Cumhuriyet’in ilk yıllarında şu uyarıyı yapmıştı:

“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat medeniyet tarikatıdır.”

Bu söz, bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır.

Madımak’ta yaşamını yitirenler yalnızca ailelerinin değil, Cumhuriyet’in ortak emanetidir.

Onları unutmak; tarihten vazgeçmektir.

Onları anmak ise Cumhuriyet’e sahip çıkmaktır.

Çünkü Cumhuriyet; yakılarak teslim alınamaz.

Ve unutulmamalıdır ki:

Karanlık, örgütlü olabilir. Ama Cumhuriyet’in aydınlığı ondan daha güçlüdür.

* Bu köşe yazısının tüm hakları Pazar Umut Haber'e ait olup işbu yazının ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır.

2 YORUMLAR

  1. Tebrik ederim Sevgili İSMAİL HOCAM değerli başkanım.Madımak katliamını teferuata kaçmadan , çok çarpıcı ifadelerle anlaşılır ve öğretici bir şekilde ifade ettiniz.SİVAS bilindiği üzere aklımıza ilk önce SİVAS KONGRESİ ile aklımıza geliyor.Kurtuluş savaşımızın manifestosunun yazıldığı M.KEMAL’in 108 gün kaldığı Kurtuluşun örgütlendiği önemli basamaklarından olan bir ilimiz.Sivas’a bu katliamı hiç ama hiç yakıştıramıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Önceki Yazıları