Gündemimde başka konular vardı. Klavyem çok daha başka meselelerle ilgili beni bekliyordu ama içimde kalmasın dedim ve bu yazıyı araya sıkıştırdım. “Sıkıştırdım” diyorum; çünkü bu kadar anlama özürlü insanın yaşadığı bir ülkede, benim gibi insanların “araya sıkıştırmaktan” başka yapabileceği hiçbir şey yok.
Bir “Mutlak Butlan”dır almış başını gidiyor. Otur butlan, kalk butlan… Oysa bu ülkenin çok daha başka, çok daha hayati gündemleri var. Neyse, biz araya sıkıştırma işine devam edelim.
Malum olduğu üzere, Mutlak Butlan süreciyle ilgili olarak Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin başına getirildi. Yo, ben hukuki analiz yapacak değilim; yapanlar yaptı zaten, herkes de gerçeğin ne olduğunu biliyor. Ben biraz başka şeyler söyleyeceğim.
Önce bu işin muktedir cephesine bakalım. Mutlak Butlan’dan sonra gerek muktedirler gerekse yandaşları onu yere göğe sığdıramıyor. Ne mağduriyetini ballandıra ballandıra anlatmaları kaldı ne ülkenin kurtarıcılığı, ne CHP’yi kurtarıcılığı, ne iyilikseverliği ne de muhteşemliği… Bu çevre, adeta mitolojik bir kahraman konumuna koydu Kemal Kılıçdaroğlu’nu.
Ey bugün Kemal Kılıçdaroğlu’nu yere göğe sığdıramayanlar! Bu tutum ve tavırla insanlığın vicdanı karşısında nasıl hesap vereceksiniz? Allah’a imandan bahsediyorsunuz; Allah sizin bu dönekliğinizin, bu samimiyetsizliğinizin hesabını sormayacak mı? Daha düne kadar “Bay Bay Kemal” demiyor muydunuz? “Bay bay” dediğiniz Kemal ne oldu da bugün baş tacı oldu? “İki koyun güdemez, çalıştığı kurumu iflas ettiren adam” diyordunuz. Bu özelliklere sahip olduğu için mi şimdi yere göğe sığdıramıyorsunuz? “PKK’lı” veya “terörist” diyordunuz; “Ben Dersimli Kemal’im” dediği için eleştiriyordunuz. Ne oldu? Şimdi zemzem suyuyla mı yıkandı? İtham ettiğiniz o özellikler ortadan kalktı mı?
Devlet erkânının önünde, inek hırsızına Kemal Kılıçdaroğlu’nu yumruklattınız. Sonra da yandaşlarınız tebrik kuyruğuna girdi, o inek hırsızının ellerini öptünüz. Ya bugün? Nasıl oluyor da hiç utanmadan baş tacı ediyorsunuz? Hiç mi vicdan, hiç mi insaf ve insaniyet yok sizde? Ne soruyorum ki… Demek ki yokmuş.
Gelelim Kemal Kılıçdaroğlu’na… Sana denmedik şey kalmadı, sineye çektin. 13 kez seçim kaybettin, sineye çektin; yine vatan kurtaran komutan edasıyla ortalıkta boy gösterdin. Hiç seçilmeyecek kişileri aday gösterdin, üstelik onlara gereken çalışmayı da yaptırmadın. Kemalizm’i, neoliberal rüzgârları kullanarak hiç ettin Mustafa Kemal’in kurduğu partide. Şimdi paldır küldür tekrar geliyorsun. Parti başkanlığı senin hakkındır veya değildir, o başka konu. Diyelim ki senin hakkın… Sen niye geliyorsun? Seçim mi kazanacaksın? Seçim kazandıktan sonra hakkıyla görevini yerine mi getireceksin? Elbette ki hayır. Niye geliyorsun o halde? Ya intikam ya ego tatmini.
İntikam alacaksan ben derim ki; önce tüm dünyanın önünde sana o yumruğu atan inek hırsızından, ona o yumruğu attıranlardan, bu yumruğun atılmasına seyirci kalıp övenlerden intikam al. Onları affetmesini biliyorsun da aynı çatıda beraber siyaset yaptığın insanları mı affedemiyorsun? Hem o inek hırsızını affetme yetkin ve hakkın var mı? Yok! Çünkü o yumruk sana değil; senin temsil ettiğin partiye, o partinin tüm mensuplarına ve hatta tüm muhaliflere atılmıştır. Bu kadar büyük bir kitle affetti mi ki sen sana yumruk atanı affediyorsun? Seni FETÖ’cü ilan edenleri baş tacı ediyorsun. Seçimi kaybedeceğini bile bile, CHP’yi parçalayacağını bile bile geliyorsun. Kime ve neye hizmet ediyorsun? Mustafa Kemal’e yönelik bir sevginin olmadığı açık ve net belli. O halde Mustafa Kemal’in partisinde ne işin var? Ne yapıyorsun? “Bir kenara çekileyim bu yaştan sonra” diyebilmek gibi bir yüce gönüllülük varken, emperyalizme hizmet eden adımlar atmak da neyin nesi? Yazıklar olsun diyorum.
Geldik bugün Kemal Kılıçdaroğlu’na muhalefet eden, Özgür Özel yanlısı olan diğer CHP’lilere… Şimdi kıyameti koparıyor bu güruh. Kemal Kılıçdaroğlu’nu daha dün öve öve bitiremiyordunuz. “Gandi Kemal” sözünü sizler kullandınız. “Oy vermeyen haindir” diyenler sizlerdiniz. Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının çatı aday yapılması karşısında susan, gidip oy veren sizlerdiniz. Önceki gün Baykal’ı öve öve bitiremiyordunuz, dün Kemal Kılıçdaroğlu’nu öve öve bitiremiyordunuz, bugün de Özgür Özel’i öve öve bitiremiyorsunuz. Peki, neye dayanarak sizin doğru olduğunuza, doğru yolda olduğunuza, doğru tespitlerde bulunduğunuza inanılacak? Yani şunu mu diyorsunuz: “Biz olmazsak muktedir gelecek, bize mahkûmsunuz.” Aynı söylemi muktedir de kullanıyor. Söylemlerinizin içeriği ne fark ediyor o zaman? Yani bu ülke, muktedirle sizin aranızda paslaşılan bir top olmak zorunda mı? Toplumu buna mahkûm etmeye ne hakkınız var?
Ayrıca bu son süreçte Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ermeni olduğuna dair değerlendirmeler yapıyorsunuz. Bu ırkçı ve faşist söylem, “solda duruyorum” diyenlere yakışıyor mu? Ha, evet, siz yakıştırıyorsunuz; çünkü siz aslında solda olmak bir yana, solun önündeki en büyük engelsiniz. Sorun eğer Ermeni olmaksa, bu kişinin Ermeniliği yeni mi ortaya çıktı? Siz yıllarca “sorun” olduğunu söylediğiniz bir Ermeni’ye mi oy verdiniz? Eğer öyleyse, suçu kendinizde aramak yerine neden başkalarına çamur atıyorsunuz?
Ayrıca şu soruyu sormanız gerekmiyor mu: Baykal sizi sattı, hain… Gürsel Tekin sizi sattı, hain… Berhan Şimşek sizi sattı, hain… Daha çok var ya, bunlar yeter. Peki, bir kurumdan bu kadar hain çıkıyorsa o kurum tamamen çürümüş değil midir? Bu derece çürümüş bir kurum, nasıl oluyor da ülkeyi kurtarmaya, ülkeyi düzlüğe çıkarmaya aday oluyor? Demek ki siz yalan söylüyorsunuz. Nasıl ki muktedir dini ve milli değerleri sömürerek oy devşiriyorsa, siz de Mustafa Kemal’in inşa ettiği o sol değerleri sömürüyorsunuz.
Durum böyleyse —ki böyledir— o zaman yok birbirinizden farkınız. Hepiniz aynı tavanın balığısınız.
Esas sorun şu: Demek ki filler tepişiyor, çimenler eziliyor; böcekler de fillerin ayaklarını kaşıyıp masaj yapıyor… Demek ki herkes gemisini yürütüyor, çarkını döndürüyor. Asıl bize yazık oldu. Biz yoksullara, yenilmiş ve ezilmişlere… “Ölmüşüz de cenazemizi kaldıranımız yok” derler ya, aynen öyle. Birileri çekip gidiyor bir yerlere, bizim ise gidecek yerimiz yok… Bizler burada, ömrümüzün canına okuyanların arasında, burada geberip çürüyeceğiz.
