Altın: 6.583,99
Dolar: 45,96
Euro: 53,42
BIST: -
8.9 C
Rize

1940 larda Amerikan Emperyalizmine Kurban Verilen Sosyalist Bir Aydın: Sabaattin Ali

Öne Çıkanlar

Bu ülke en güzel evlatlarını ya döver ya da öldürür. Bu ülkenin öldürülen güzel evlatlarından biridir Sabhattin Ali.Sabahattin Ali bu ülkede kurban edilen ne ilk isimdir ne de son isim olacaktır. Bu ülkede hakkı, hakikati söyleyen, zalime karşı duran hemen herkes ya akıl hastahanesine, ya mezara ya da hapishaneye gider. Deniz Gezmişler ipe gittiler. Sabahattin aliler ise faili meçhul katledilmelere.
Faili meçhul dememiz sözün gelişi.. Fail bellidir: Kapitalizm, faşizm ve Amerikan emperyalizmi ve emperyalizmin kuyruğuna yerelden takılanlar.Amerikan emperyalizminin kuyruğu olanlar sadece dinciler , etnik faşistler değil Aynı zamanda Atatürkçü kimlikle hareket edenler de takılmıştır Amerikanın kuyruğuna.. Hakikati konuşmak için bazen zülfü yâre dokunmak gerekirse dokunacağız. Mesela Kore savaşına katılmak. Amerikanın kuyruğu olmak değil de nedir?Kore savaşına katılanlar ne için ve kime hizmet etme adına girmişlerdir bu savaşa?Dün uğruna savaştığınız Emperyalizm size ne idüğü belli belirsiz süt tozundan başka ne vermiştir? Size verdiği kontragerilla sürecinde kullanmaktan başka bir amacı olmayan silahları veren Amerika o savaşları size Kıbrıs Barış Harekatında kullanma yasağı getirmemiş midir?Kore Savaşını sadece Menderes ve Demokrat Partiye kesme kolaycılığı içinde bulunanlar.. Söylesinler bakalım Chp nin o dönemdeki tavrı nedir? Muhalefet etmişliği yoktur bu konuda Chp nin.. Çünkü o dönemde Chp nin başında bulunanlar Amerikan propagandasının etkisi altında Amerikayı kurtarıcı Sovyetleri ise işgalci olarak görüyorlardı.
Bu sadece Sovyet tehdidinden kaynaklanan bir durum da değildi. Kendilerine Atatürkçü diyen pek çok kişi Amerikaya övgüler yağdırmıştır. Örneğin Falih Rıfkı Atay şunları söylüyordu:’’Amerika nın ne istediğini biliyoruz:Hür, eşit ve egemen milletlerin ortaklaşa güvenliğine dayanan , harpsiz saldırışsız , sadece ahlak ve kanun bağlaşma ve antlaşmalarının hüküm sürdüğü bir dünya!’’.. Bunu , izmiri kurtaran bu ülke ordusuna top ateşi açan ve Türk kadınlarını esir edip kendi topraklarında seks kölesi olarak kullanan katil Amerika için söylüyor.Bunu politik bir konuşma diyerek aklamak yeryüzünün en büyük katiliyle suç ortaklığı yapmaktır.
Bu konuya şuradan girdik, Sabahattün Alinin katli( Mustafa Kemal hariç )Tek parti dönemindeki erk sahiplerinin Amerikanın kuyruğuna takıldıkları gerçeği görülmeden asla açıklanamaz. Sabahattin Ali Amerika denen şeytan a bu ülkenin bu şeytana tapanları tarafından verilen – sunulan bir kurbandır.
Şimdi konumuza gelelim.
SABAHATTİN ALİ KİMDİR?
1907 de o zamanlar Osmanlı İmparatorluğuna bağlı olan ve şimdi Yunanıstan sınırları içinde bulunan Gümülcine de doğdu.İstanbul İlköğretmen okulunu bitirdi.Milli Eğitim Bakanlığınca Almanyaya gönderildi.Yurda dönünce Almanca öğretmenliği , Milli Eğitim Bakanlığı yayın müdürlüğünde memurluk ve Devlet Konservatuvarında dramaturgluk yaptı. Çeşitli gazetelerde çalıştı. Kırklarelinde öldürüldü beyanı verildi.(1948) . Sabahattin Ali sanat yaşamına şiirle başladı. Sonra öykü ve roman türlerinde eserler yazdı.Çeviriler yaptı. Anadolu köy- kasaba yaşamından aldığı dramatik konuları toplumcu gerçekçi yöntemle ele aldı. Kişilerden çok kişileri kuşatan toplumsal düzeni anlattı.Öykülerinde güçlü bir gözlem, romanlarında açık gerçeklik , şiirlerinde sağlam bir uyak, düzyazılarında derin bir analiz vardır.
Eserleri şunlardır:
Romanlar
 Kürk Mantolu Madonna (1943): Yazarın en çok okunan ve bilinen, Raif Efendi ile Maria Puder arasındaki derin aşkı anlatan kült eseri.
 Kuyucaklı Yusuf (1937): Türk edebiyatındaki en başarılı köy ve kasaba gerçekçiliği örneklerinden kabul edilen, Yusuf’un trajik yaşam öyküsü.
 İçimizdeki Şeytan (1940): Bireyin içsel çatışmalarını ve dönemin aydın/entelektüel çevrelerini eleştirel bir bakışla ele alan eseri.
📝 Öykü (Hikaye) Kitapları
 Değirmen (1935)
 Kağnı (1936)
 Ses (1937)
 Yeni Dünya (1943)
 Sırça Köşk (1947)
🎶 Şiir Kitapları
 Dağlar ve Rüzgâr (1934): Halk edebiyatı tarzından izler taşıyan ilk şiir kitabıdır.
 Kurbağanın Serenadı (1937)
 Öteki Şiirler (1937)
🎭 Tiyatro
 Esirler (1936): Yazarın kaleme aldığı tek tiyatro oyunudur.

Sabahattin Alinin Sanata yüklediği anlam, göstermektir. Onun roman ve öyküleri adeta sokakta gezdirilen bir ayna gibidir. Bütün amacı ülke insanıın içinde bulunduğu sömürü çarkını, sosyal sınıfların varlığı ve bu çerçevede ezen ve ezilen çelişki ve çatışmasını anlatmaktır. Sermayenin ve sermaye sahiplerinin, gücü elinde bulunduranların toplumu nasıl ezdiğini yalın bir dille ve cesurca anlatır. Şiirlerinde içinde bulunuan düzenden yana karşı tavrını , yeni bir dünya özlemini ve özlediği dünyanın da sosyalist bir düzenle kurulması gerektiğini açıkça görmek ve anlamak mümkündür.
1940 ların dünyasında Türkiye yavaş yavaş Amerikaya yanaşmaya başlamıştır. Mustafa Kemal in ortaya koyduğu TAM BAĞIMSIZ VE SOSYALİST BLOKA YANAŞAN TÜRKİYE durumu terkedilmiş hem yabancı sermayeye kapı açılarak TAM BAĞIMSIZLIK ortadan kaldırılmaya başlamış hemde her köşe başında bir milyoner yaratma ideali ile zaten sınıflı bir toplumun cehennemi olan Türkiye coğrafyasına tuz biber ekilmiştir. Bu çerçevede Sabahattin Ali Yabancı sermayeyi ciddi anlamda eleştiren yazılar yazar.
Sabahattin Ali’nin yabancı sermayeyi ve emperyalizmi eleştirdiği en bilinen yazısı, Markopaşa gazetesinde yayımlanan “Yabancı Sermaye” başlıklı yazısıdır. Yazar bu yazısında Türkiye’nin Truman Doktrini ile yeniden borçlanmasını ve sömürücü sermayeye kucak açılmasını eleştirir
Sabahattin Ali, emperyalist sermayeyi ve ülkenin ekonomik bağımsızlığını eleştirdiği bu yazısında şu vurguları yapar:
 Tarihi Uyarı: “Bir memlekete girip yerleşen yabancı sermayeyi çıkarıp atmanın, yabancı orduları sürüp denize dökmekten çok daha güç olduğunu, biz Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasçıları herkesten iyi biliriz.” diyerek ekonomik bağımlılığın tehlikelerine dikkat çeker.
 Milletin Alın Teri: Emperyalist sermayenin dünyayı bir ahtapot gibi sardığını belirterek, “…milletin alın terini dolara ve sterline satmak isteyenler kim?” ifadesiyle tepkisini gösterir.
 Bağımsızlık Vurgusu: Yabancı sermayenin ülkeye davet edilmesini eleştirir ve anti-emperyalist bir siyaseti savunur.

İşte bu yazılar ve görüşler Sabahattin Alinin idam fermanı olmuştur.Çünkü o zamanlar Türkiyenin Emperyalist Amerika ile ilişkilerinin ilk başladığı dönemlerdir.

1946 da Amerikan Missoori Zırhlısı Türkiyeye gelmiştir ve Türkiye –MAALESEF – soğuk savaş döneminde Amerikan Emperyalizminin yanında saf almıştır.Bu zırhlının geliş tarihi Türkiyenin Amerikan Emperyalizminin yer almasının başlangıç tarihi olarak kabul edilir.

Bununla da yetinmez Sabahattin Ali. Sabahattin Ali, yakın dostu Esat Adil’in kurduğu TSP çizgisine fikirsel olarak yakın durmuş, partinin yayın organı niteliğindeki Yeni Dünya gazetesine sermaye koyarak destek vermiştir.Ayrıca Sabahattin Alinin Türkiye Komünist Partisinin kurulması ile ilgili bir talep içeren bir mektubu İnönüye yazdığı söylenir. Bütün bunlar onun idam fermanıdır. Ve Cumhuriyet Tarihinde işlenmiş en önemli ilk faili meçhul cinayettir Sabahattin Alinin katli.
Sabahattin Ali nin katli ile ilgili çeşitli yayınlarda şu bilgiler verilmektedir. Aynen naklediyorum.

Türk edebiyatının en büyük ustalarından biri olan Sabahattin Ali, üzerindeki yoğun siyasi baskılar, açılan davalar ve pasaport verilmemesi nedeniyle yasal yollardan yurt dışına çıkamayacağını anlayınca Bulgaristan’a kaçmaya karar vermiştir. Bu kaçış teşebbüsü sırasında 2 Nisan 1948 tarihinde Kırklareli’nin Üsküp nahiyesi civarında hunharca katledilmiştir.

Cinayetin resmi senaryosu, şüpheler ve hukuki süreç şu şekildedir:

  1. Resmi İddia ve Katil Ali Ertekin
     Cesedin Bulunması: Sabahattin Ali’nin tanınmayacak derecede çürümüş cesedi, ölümünden aylar sonra, 16 Haziran 1948’de bir çoban tarafından Kırklareli Sazara köyü yakınlarındaki bir dere yatağında bulundu.
     İtiraf: İstanbul Emniyeti insan kaçakçılığı yapan bir şebekeyi izlerken, ordudan silah çaldığı için ihraç edilmiş olan eski astsubay Ali Ertekin’i gözaltına aldı. Ertekin, para karşılığı Bulgaristan sınırından geçirmek üzere anlaştığı Sabahattin Ali’yi yolda kitap okurken arkasından yaklaşarak başına defalarca sopayla vurmak suretiyle öldürdüğünü itiraf etti.
     Gerekçe: Katil ifadesinde, Sabahattin Ali’nin yolculuk sırasında “komünist fikirlerini açıkladığını ve Türkiye’de ihtilal yapacağını söylediğini”, bunun üzerine “milli hislerinin galeyana geldiğini” iddia etti.
  2. Siyaset, MİT Şüphesi ve Sır Perdesi
    Resmi tarihte olay “milli duygularla işlenmiş münferit bir cinayet” gibi sunulsa da, olayın arkasında devlet eli veya bir istihbarat operasyonu olduğuna dair çok güçlü kanıtlar ve şüpheler bulunur:
     İstihbarat Takibi: Yakın dönemde ortaya çıkan emniyet ve MİT (dönemin MAH) arşivlerindeki Gazete Duvar haberinde yayımlanan fişleme belgelerine göre, Sabahattin Ali’nin attığı her adım, konuştuğu her insan cinayet gününe kadar devlet tarafından saniye saniye izlenmiştir. Belgelerde yazar için “Ölü Komünist” ifadesi yer almaktadır.
     Emniyette İnfaz İddiası: Yaygın bir diğer güçlü iddiaya göre Sabahattin Ali sınırda değil, kaçış girişimi sırasında canlı yakalanarak Kırklareli Emniyeti’nde işkenceyle sorgulanırken öldürülmüş, ardından cinayete “sınırda mülteci kavgası” süsü verilmiştir. Katil Ali Ertekin’in ise aslında emniyete çalışan bir istihbarat elemanı/ajanı olduğu ileri sürülmektedir.
  3. Komik Ceza ve Kayıp Mezar
     Ödül Gibi Ceza: Ali Ertekin hakkında önce idam istemiyle dava açılsa da mahkeme “milli tahrik” indirimi uygulayarak cezayı 4 yıla indirdi. Katil, sadece 2 yıl hapis yattıktan sonra 1950 yılındaki Demokrat Parti affıyla serbest kaldı ve sırra kadem bastı.
     Kayıp Cenaze: Sabahattin Ali’nin cenazesi ailesine (eşi Aliye Ali ve kızı Filiz Ali) hiçbir zaman teslim edilmedi ve teşhis etmelerine izin verilmedi. Adli tıp incelemeleri ve defin süreçlerindeki büyük ihmaller ve kasıtlar zinciri nedeniyle cenazenin nerede olduğu saptanamadı. Bu yüzden büyük yazarın bugün hâlâ bilinen bir mezarı yoktur.
    Sabahattin Ali’nin katli, Türkiye’nin siyasi cinayetler ve faili meçhuller tarihindeki en karanlık sayfalardan biri olarak kalmıştır.

Evet.. Aslında tüm faili meçhullerin faili bellidir bu ülkede.Fail Amerikan Emperyalizmi, Siyonizm , Kapitalizm , faşizm ve yerli işbirlikçileridir failler.Bunlar neler yapmadılar. Nice gençleri bunlar asmadılar mı? Nicelerinin hayatlarını bunlar karartmadı mı?nice masum görevliyi bunlar katletmedi mi? Uğur Mumcuları, Muammer Aksoyları ,Bahriye Üçokları bunlar katletmedi mi?Sivasları, Başbağlarları, Maraşları, Çorumları bunlar yakıp yıkmadı mı?Daha sayayımmı?Bunlar yapılırken yetkililer kimi suç ortağı oldular kimi seyirci oldular. Kazanan hep emperyalizm oldu. Laikliği hedef aldı bunlar. Ahlaksızlığı yeşerttiler bunlar temiz din duygularını kirlettiler. Şimdi de şikayet ediyorlar utanmadan. Bunları bilmeden ve anlamadan asla bu günü ve içinde bulunduğumuz durumu anlayamayız.Herkes eteğindeki taşı dökecek Gerçeklerden korkmayacak kimse ki bu ülkede herşey temizlensin, ahlak çiçekleri açsın her yerde.Sabahattin Ali.. .. Bir mezarın bile ona çok görüldüğü kızı filiz Alinin deyimiyle ‘’ Bir ömür boyu yüreklerde yanan yakıcı ateş acısıyla bizi kıvrandıran büyük aydın ve büyük devrimcinin hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Onun ışıklı zihninden çıkan ve kaleminden kağıda dökülen şu şiiriyle ebediyyen hatırlayacağız onu.. Huzur içinde uyu güzel insan seni unutmayacağız.

Göklerde Kartal Gibiydim
Göklerde kartal gibiydim.
Kanatlarımdan vuruldum;
Morca dağlarda kalmıştım,
Gözlerimden ayılamadım.
Barkım yok, barınağım yok,
Söyleyecek bir sözüm yok,
Dünya geniş, yerim yok,
Bir yer bulup oturamadım.
Geceleri uykum kaçar,
Sessizce bir kapı açar,
Herkes benden dağlar aşar,
Ben bir adım atamadım.
Karı koca, çoluk çocuk,
Herkesin sırtında kürk,
Bize düştü bir ince kürk,
Yaz gününde ısınamadım.
Başım dağ, saçlarım kardı,
Deli rüzgarlarım vardı,
Ovalar bana dardı,
Bir taşa tutunamadım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Facebook
250 Üye
Pazar Umut Haber TopluluğuGüncel gelişmeler için grubumuza üye olun.
Katıl

Son Haberler

Devlet Aklı Değil, Emperyalizmin Aklı

Türkiye'de bir süredir her türlü siyasi mühendislik operasyonuna meşruiyet kazandırmak için aynı kavram dolaşıma...