- Tarih: 19 Mayıs 1919
- Yer: Samsun
- Görevi: Mirliva (Tümgeneral), 9. Ordu Müfettişi
- Yaşı: 38
- Konu: Millî Mücadele
Altyapı ve Arkaplan
Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Anadolu topraklarına ayak bastı. Başkent İstanbul işgal altındaydı. İzmir, güney kıyıları, Urfa, Maraş, Antep ve Adana işgal edilmişti.
Mustafa Kemal ne yapacaktı ve nasıl yapacaktı? Stratejik yol haritasını gösteren belge, “Samsun’a çıktığım gün genel durum ve görünüş” başlığını taşıyan ve Nutuk‘un ilk 11 sayfasında yer alan “durum değerlendirmesi”dir.
Genel Durum ve Görünüş
”Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup I. Dünya Savaşı’nda yenilmiş, şartları ağır bir ateşkes (Mondros) imzalamış; millet yorgun ve fakir durumda. Milleti savaşa sürükleyenler kendi can kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilafet makamında oturan Vahdettin, soysuzca tahtını koruyabilmek için alçakça tedbirler araştırmakta. Sadrazam Damat Ferit ve hükümeti haysiyetsiz ve korkak. Ordunun elinden silahları alınmış ve alınmakta.”
İtilaf Devletleri
“İtilaf Devletleri, ateşkes anlaşmasının hükümlerine uymayı gerekli bulmuyorlar; mütarekenin 7. maddesini bahane ederek vatanımızı parselliyorlardı.”
Azınlıklar
”Hristiyan azınlıklar bir an önce devleti çökertmeye çalışıyorlar. İstanbul Rum Patrikhanesi, kurduğu Mavri Mira Cemiyeti aracılığıyla propaganda yapmakta; Yunan Kızılayı ve Resmî Göçmenler Komisyonu Mavri Mira’ya destek vermekte, Rum okullarında izcilik teşkilatları kurulmakta. Ermeni Patriği Zaven Efendi de Mavri Mira Cemiyeti ile aynı nitelikte çalışıyor. İstanbul’da da bir merkezi bulunan Pontus Cemiyeti ise Karadeniz’de örgütlenmesini tamamlamıştı.”
Çeşitli Dernekler, Kuruluşlar ve Çareler
Atatürk Nutuk‘ta, Kuvayı Millîye için çalışan kuruluşların adını vermekte; ayrıca İstanbul’da ulusal varlığa düşman kuruluşları da sıralamaktadır. Örneğin ayrılıkçı Kürt Teali Cemiyeti, Teali-i İslam Cemiyeti, Sulh ve Selamet Cemiyeti, Hürriyet ve İtilaf Fırkası gibi kuruluşları belirtir. Ayrıca İngiliz Muhipleri (Dostları) Cemiyeti ve Amerikan mandasını isteyenler üzerinde Nutuk‘ta gerekli açıklamaları yapar.
Ordunun Durumu
“Birliklerin savaşçı erleri terhis edilmiş, silah ve cephane ellerinden alınmış, ordu savaş gücünden yoksun bir hale getirilmiştir.”
Genel Durum Özeti
”Düşman devletler, Osmanlı Devleti’ne karşı maddi ve manevi saldırıya geçmişler, onu yok etmeye ve paylaşmaya karar vermişler. Padişah ve halife ise hayatını ve rahatını kurtarmaktan başka bir şey düşünmüyor. Ordunun ismi var cismi yok. Subaylar ve komutanlar I. Dünya Savaşı’nın çile ve güçlüklerinden yorgun. Vatanın parçalanmakta olduğunu görmekten yürekleri kan ağlıyor ve bir kurtuluş çaresi aramakla meşguller.”
En Önemlisi: “Millet Padişahın Hainliğinden Haberdar Değil”
”Millet ve ordu, padişah ve halifenin hainliğinden haberdar olmadığı gibi, bu makama karşı asırların kökleştirdiği din ve gelenek bağları nedeniyle de içten gelerek boyun eğmekte ve sadık. Bu inanca aykırı bir düşünce ve görüş ileri süreceklerin vay haline! Derhal dinsiz, vatansız, hain ve istenmeyen kişi olur.”
Büyük Devletlerle Savaş
”İngiltere, Fransa, İtalya gibi büyük devletleri gücendirmemek temel ilke olarak kabul edilmekteydi. Bu devletlerin yalnız biri ile bile başa çıkılamayacağı fikri, kurtarıcı hemen hemen bütün kafalarda yer etmişti.”
Düşünülen Kurtuluş Çareleri
- İngiliz himayesine girmek.
- Amerikan mandasını istemek.
- Bölgesel kurtuluş çarelerine başvurmak. (Bazı bölgeler Osmanlı ülkesinin taksim edileceğini bir oldu bitti kabul ederek kendi başlarını kurtarmaya çalışıyordu.)
Benim Kararım
Bu noktada Atatürk kararını şöyle açıklıyor:
”Efendiler, ben bu kararların hiçbirinde isabet görmedim. Çünkü bu kararların dayandığı bütün deliller ve mantıklar çürüktü, temelsizdi. O halde ciddi ve gerçek karar ne olabilirdi?
Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da millî hâkimiyete dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak! İşte daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamasına başladığımız karar, bu karar olmuştur.”
Ya İstiklal Ya Ölüm!
”Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklale (bağımsızlığa) sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Yabancı bir devletin koruyuculuğunu kabul etmek; insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü ve miskinliği itiraf etmekten başka bir şey değildir.”
”Halbuki Türk’ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir! O halde, YA İSTİKLAL YA ÖLÜM!“
”İşte gerçek kurtuluş arayanların parolası bu olacaktır. Bir an için bu kararın uygulanmasında başarısızlığa uğrayacağımızı farz edelim. Ne olacaktı? Esirlik. Peki efendim, öteki kararlara boyun eğme durumunda sonuç bunun aynısı değil miydi?”
Basamak Basamak İlerleyerek Hedefe Varmak
”Türk yurduna ve Türk’ün istiklaline saldıranlar kimler olursa olsun, onlara bütün milletçe silahla karşı koymak ve onlarla çarpışmak gerekiyordu.”
”Uygulamayı birtakım safhalara ayırmak, olaylardan ve olayların akışından yararlanarak milletin duygu ve düşüncelerini hazırlamak ve basamak basamak ilerleyerek hedefe ulaşmaya çalışmak gerekiyordu. Nitekim öyle olmuştur.”
Değerlendirme
Bu metin; Atatürk’ün Samsun’a ayak basmasından Cumhuriyet’in ilanına kadar geçen süreçte uyguladığı temel stratejik plandır. Atatürk gerçekçi bir plan yapmış ve hedefe adım adım ilerlemiştir.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızın 107. yılı kutlu olsun
Kaynaklar :
1- Nutuk – Mustafa Kemal
2- Atatürk Karar ve Tavır- M. Alev Coşkun
