Sosyalizm soldur. Solun gerçekte ne olduğunu ise daha önce belirtik. Sol bir itirazdır. Mevcut dünyaya , mevcut yanlışlara. Ancak sol ( Leninin dediği gibi) Sosyalizmin çocukluk hastalığıdır. İtirazın varlığına karşı itirazdan sonra neyin geleceğinin , neyin getirileceğinin bir alternatifi konulmaz yalın solculukta. Nitekim dünyanın her yerinde sosyalist olmayan sol böyledir. Sadece itirazda kalır ve sadece palyatif çözümlerle yani geçici ve küçük çaplı çözümlerle işi kotarmaya çalışır sosyalist olmayan solcular. Oysa solu sistemli, geniş çaplı ve gerçek alternatiflerle donatılmış yapan sosyalizmdir.
Sol , sosyalizm ve Marksizm iç içe geçmiş kümeler gibidir. Sol sosyalizmi ve marksizmi kapsar ama sosyalizm ve marksizmin dışında unsurlarda sol olabilir. Mesela Anarşizm de sol dur ama sosyalist veya Marksist değildir. Sosyalizm marksizmi kapsar ama marksizmin dışında da sosyalizmler vardır. Marksizm en iç halkadır ama tek bir maksizmden bahsedemeyiz. Mesela Troçkizmde Marksisttir ve sosyalisttir Stalinizmde ama birbirlerinden farklı yönleri vardır.Yani demek o ki Sosyalizmi Marksizmle sınırlamak kimsenin harcı değildir. Her ne kadar Marksizm kendi dışındaki sosyalizmleri ‘’ bilimsel olmayan , ütopik’’ olarak nitelendirmelerine rağmen bilimde sadece Marskistlerin tekelinde değildir. Pekala Marsist olmayanlarda sosyalist olabilir.
Bu bağlamda sol ve sağ ayrımını yaparken şunlara da dikkat etmemiz gerektiğini söyleyelim.Sağ ın en temel özelliği statükoyu sürdürmesi, statükoya sahip çıkması ve statükonun yaşaması için mücadele etmesidir. Mesela dinciliğin ya da faşizmin yaşaması için mücadele verenler zorunlu olarak sağcıdır. Dinciliğin veya faşizmin egemen olduğu ortamlarda bunlarla mücadele edenler solcudur. Ancak sosyalist olabilmek için sadece statükoya karşı olmak yetmez. Aynı zamanda sosyalist olmak ve sosyalizm için mücadele etmek gerekir.Marksist olabilmek için ise hem solcu hem sosyalist hemde maksist olmak ve bu uğurda mücadele etmek gerekir. Peki herhangi bir inanç mensubunun durumu nedir ? Mesela bir Müslüman ya da bir hristiyan sosyalist ya da Marksist olabilir mi? Ya da bunlar sağcı mıdır solcu mudur?Eğer bir Müslüman yeni ve sömürüsüz bir dünya istiyor insanların faşizm altında ezilmesini istemiyor,mülkiyetin tekelleşmesine karşı çıkıyor , üretim araçlarının kamusallaşmasını istiyorsa , emperyalizme karşı çıkıyorsa, insanın insana kul olmasına karşı çıkıyorsa , tüm insanların sınıfsız ve sınırsız bir dünyada yaşamasını arzu ediyor ve bu doğrultuda mücadele ediyorsa bir Müslüman ya da bir hristiyan hem solcudur hemde sosyalisttir. Aksi durumda bunlar sağcıdır. Peki kendini solcu olarak lanse eden , burada konumlandıran ama kapitalizme inanan, faşizme taraftar olan devlet, mafya , ırk ve milliyet şiddetini savunan, güçlünün haklı olduğunu kabul edip bu doğrultuda düşünce ortaya koyan ama buna rağmen solu mini etekle, alkol içmeyle, ateist olmayla, dinle dalga geçmeyle özdeşleştiren , insanın insanı ezmesini doğal seleksiyona katkıda bulunduğundan dolayı değerli ve anlamlı sayan kimse kendini siyasal anlamda nerde konumlandırırsa konumlandırsın o sağcıdır.Peki bir Müslüman Marksist olabilir mi ? Müslüman olmanın aslında üç temel şartı vardır:1-Tanrıya İnanmak 2-Yaşamın ölümle sonlanmadığına inanmak 3- Evrensel nitelikte insanlığın iyi olduğunu kabul ettiği değerler çerçevesinde yaşamak.BU noktada Kuranda şu ayet islamdaki Müslüman olmanın koşullarını açıkça deklare eder:
‘’İman edenler ve iyi işler yapanlar ise , bunlarda cennet ehlidir ve orada ebedi kalacaklardır.’’(Bakara suresi 82. Ayet)
Bu durumda Müslüman diyalektik materyalizm boyutuyla Marksist değildir diyebiliriz. Ama Diyalektik materyalizm kesin tanrıyı inkar eden bir ateizm midir. Bunu başka bir yazıda ele alacağız ama aslında Marks ve Engels Ateizmin de bir din olduğunu ve burjuva ideolojisinin bir parçası olduğunu söyleyerek eleştirirler. Aslında bana kalırsa, benim şahsımın incelemelerinden yola çıkarak söylüyorum ne tarihsel materyalizm ne de diyalektik materyalizm Tanrıyı kesin bir dille reddetmez. Onun yaptığı iki şey vardır:1- Özellikle Hristiyanlıkta ve Yahudilikte görülen, zaman zaman da islamın bazı mezheplerinde , cemaat ve tarikatlarda görülen antropomorfik yani insana benzeyen tanrı anlayışını reddetmek.( Aslında İslamın özü olan Kuran da Antropomorfik Tanrı anlayışını reddeder.Bunu en belirgin belgesi Kuranda 112. Sure olan ihlas suresidir. Şöyle der İhlas Suresindeki ayetler: 1- De ki: O Allah birdir.2- O hiçbir şeye muhtaç değildir ama her şey ona muhtaçtır. 3-Doğurmamıştır, Doğurulmamıştır.4- Hiç kimse ve hiçbir şeye benzemez, hiçbir şey ve hiç kimse ona hiçbir surette denk değildir.
İşte bu ayetler Antropomorfik Tanrı anlayışına açık reddiyedir.Ve bu reddiye ile Marksizmin maddenin ve enerjinin kendi içindeki etkileşimiyle işleyen evren anlayışını İslam besler. Evet her şeyde ve her yerde Tanrı vardır ama o Tanrının nasıl var olduğunu ve evrene ne şekilde müdahele ettiğini hiç kimse bilemez. İnsan – bilimsel çalışmalar yoluyla- Tanrını nasıl çalıştığını değil, Evrenin nasıl işlediğini bilir. Yani Tanrının evreni nasıl işlettiğini Tanrıyı insana benzeterek ya da insanı tanrıya benzeterek açıklamayın .Bu çerçevede Tarikat ve cemaatlere dayanarak, devletlerin empoze ettiği ve kullandığı dinsel yorumlara dayanarak değil, kuranı içten, özden kavrayarak, Tanrıya doğru bir inançla bağlanarak, Marksizmi de doğru anlayarak Marsizmin siyasal ve sosyolojik öğretileri bağlamında Marksist olabilir.
Evet . Şimdi sosyalizm hakkında değerlendirme yapabiliriz.
Sosyalizm öncelikle bir ideolojidir. Ama sadece bir ideoloji değil aynı zamanda bir bilimdir.
Sosyal bilimlerde ideoloji şöyle tanımlanır:
‘’ideoloji, siyasal ve toplumsal bir öğreti oluşturan,bir hükümetin, bir partinin , bir gurubun davranışlarına yön veren, felsefi , dini, moral , estetik düşünceler bütünü olarak kabul edilir.’’ İdeoloji sözcük kökeni olarak İDEA ve LOGOS sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşan bir kavramdır. İDEA: Düşünce veya fikir anlamına gelirken LOGOS: Söz ya da bilim anlamına gelir. Bir anlamda ideoloji sözcük anlamı olarak Düşünce üzerine sözler ya da ilimi anlamına gelir . Ancak olgu olarak yani yaşama geçirilmiş, yaşanan bir unsur olarak ideoloji belli kesimler tarafından çok eleştirilir. Bunlar arasında dinci faşistler , ırkçı faşistler, liberaller ve Atatürkçüler ( Kemalistler değil)sıralanabilir.Oysa ideoloji düşüncenin temelidir. En özgür düşünceyi gerektiren bilim bile bir anlamda ideolojidir.Çünkü bilimin de kabulleri vardır . Bilimin başlıca kabulleri şunlardır:
1-Ontolojik olarak varlık vardır. ( Yani bir bilim adamı tartışmasız bir şekilde kendi varlığını ve dış dünyanın varlığını kabul etmeden bilim yapamaz.) 2- Varlık hakkında uygun metodlar uygulanarak bilgi elde edilebilir. 3- Varlık hakkında elde edilebilen bu bilgiler öğretilebilir.
Bu üç ilkeyi tartışmadan kabul etmezseniz bilim yapamazsınız. Bunlar bilimin bir anlamda dogmalarıdır.
Sosyalizmin de temel kabulleri vardır. Bu kabullerin olması onu yıpratmaz aksine sosyalizmi daha rensipli ve daha omurgalı hale getirir. Sosyalizmi tartışmasız kesinlikte tanımlarını şöyle yapabiliriz:
Sosyalizm , bireysel çıkarlar yerine ortak çıkarları öne çıkaran,toplumsal yaşamın daha adil ve daha eşit hale getirilmesi için çaba gösterilmesi gerektiğini savunan bir ideolojidir.(Sosyalizm ve Komünizm aslında aynı bağlamda kullanılan iki kavramdır. 1917 Ekim devrimine kadar farklı anlamda kullanılmamıştır.)
Sosyalizm sosyal ve ekonomik alanda toplumsal refahı kamusal kararların getireceğini ve üretim araçlarının hakimiyetinin topluma ait olduğunu savunan, ekonomik etkinliklerin kâr yerine insanların gereksinimleri için planlanması gerektiğini savunan , emeği temel değer alan siyasal öğretidir.
Üretim araçlarını kamusal yarar altında bulunduran bu yolla ekonomik etkinliklerde kâr yerine insan gereksinimlerini en iyi şekilde karşılamayı amaçladığını savunan toplum düzeni iken üst aşama olan komünizm ise bütün insanların eşitliği ve eşit haklılığı ilkesine dayanan , gelecekte , sınıfsız bir toplumda eşit yaşama koşulları içinde herkese gereksinmesine göre ilkesini gerçekleştirmeyi gerekli gören toplum öğretisi olarak tanımlanır.
Özel mülkiyete dayalı kapitalist sistem yerine , ortak mülkiyete dayalı yaşamı amaçlayan toplumsal, ekonomik ve siyasi bir anlayıştır.
Sosyalizm kapitalizme bir tepki olarak doğan ve kapitalizmin özel mülkiyet , piyasa ekonomisi ve kâr esasına karşı çıkan bir düşünce ve ideolojidir.
Ekonominin temel düzenlemelerinin merkezi yönetimin yaptığı planlamaya dayanan üretim araçlarının sahipliğinin kamu gücü tarafından üstlenildiği, herkesin üretime katıldığı oranda üretimden pay aldığı , emeğe önceliğin tanındığı siyasal ve ekonomik sistemin adı.
Konu uzun konuya devam edeceğiz.
