Siyaset (politika) ne demek, ona bakalım;
Öz biçimiyle, “toplumu yönetme sanatı ve süreçler bütünüdür”
Yani, her bir siyasi düşünce, parti ve oluşum, ‘ülkeyi biz daha iyi yönetiriz’ sözü, işi ve sanatıdır..
Peki tanım böyle de, uygulama böyle mi.? İlgisi yok. Siyasete girip de iktidar olanlara bakın neredeyse zengin olmayan yoktur.
Ha istisnalar yok mu tabi ki var..
Vekil olmak için ter dökmüyorlar adeta para saçıyorlar/döküyorlar..
Vekil olabilmek için ne yapmak gerekir..?
1- Parti yönetimine çok yakın, yani yandaş olmak.
2- Bol paralı olmak..
3- İlkeli değil, fırıldak olmak..
Bu özellikleri taşımayan vekil olabilmesi mümkün değil..
Demokrasilerde sanılır ki vekiller halk tarafından seçilir, belirlenir. Böyle bir şey yok. Nasıl olur, işleyiş süreci nedir..?
Talepliler ortaya çıkar, sıralanır. Parti yönetimi önüne gider(özellikle başkanlar). Otururlar masa başında, ‘bizim için en kullanışlı, yararlı kişi hangisidir, hangisi daha çok para harcayacak’ ona bakarlar..
Şimdi bu demokrasi mi..?
Şimdi bu halkın seçtiği kişiyi belirleme mi..?
Şimdi bunun etik yanı var mı..?
Onun içindir ki, ülkemizde siyaset/politika halkın gözünde ‘tukaka’ olarak görülür. Güvenilmez, kaypak ve yandaş biri kabul edilir..
Neden partiler arasında vekil ve belediye başkanları transferleri oluyor sanıyoruz..? Çünkü, bu şahsiyetler, şahsiyetsiz, ilkesiz ve omurgasız kişiler de ondan..
Dün karşıtı ve muhalefeti olduğu, demediğini bırakmadığı parti saflarına geçmek bundandır işte..
Siyaset/Politika, toplumu, toplum/halkın yararına, çıkarlarına uyumlu, ilkeli, dürüst, eşitlikçi bir mantalite ile yapılmıyorsa, orada ahlak ve ilke aramayalım..
Sistem Siyaseti yapan burjuva partilerinde anlayış şu;
Seçimi hangi adayla kazanırız..
Hangi adayın parası daha çok..
Adayın, Parti’nin siyasetini özümsemiş, benimsemiş, ilkeli, dürüst, çalışkan ve halkını düşünen biri olmamasının bir önemi yok..
Dürüst, çalışkan ve halkının yanında duran kişiler, siyasetten öyle soğumuşlar ki, değil siyaset yapmak, birçoğu partilere üye bile değiller..
Eee ortam kimlere kalıyor belli..
Siyaset, siyasetçilere dans ettiriyor..
Siyaset, siyasetçilere kıvırma sanatını öğretiyor..
Siyaset, yalan, ilkesiz ve kaypaklığın adıdır adeta..
Ama gerçek bu değil tabi ki..
Siyaset, ülkenin ve halkın sorunlarına çare olmak ve bulmak sanatıdır, işidir.
Daha doğrusu öyle olmalıdır..
Ancak ülkeyi bu belirsiz kaos ortamına sokanlar, bulanık havada av yapmayı akıllarına koyan egemen ve karanlık güçler(ki biz onları biliyoruz);
Onlar kesinlikle ‘yurtsever, halkını seven’ kişi ya da siyasetçiler değillerdir..
Peki bu saydığımız ilkeler kimlerde olur..?
Sol, Sosyalist, Kamucu, Emekten yana, Halkını seven ve ilkeli duruşu olanlar..
Başka söze gerek yok bence..

Siyasetin dili, hakaret ve öktekileştirme üzerine kurgulandığında, tukaka olması da çok doğal değil mi..