Türkiye siyaseti bir kez daha çok katmanlı bir kuşatmanın ortasında. Bir yanda iktidar blokunu oluşturan AKP ve MHP, diğer yanda CHP’yi sürekli savunma pozisyonunda tutmaya çalışan DEM Parti ile kurulan hassas denge… Ve bütün bunların üzerinde, yargı üzerinden yürütülen operasyonlar, itibarsızlaştırma kampanyaları ve “yeni anayasa” tartışmaları.
Bugün asıl soru şudur: CHP bu kuşatmayı nasıl yaracak?
CHP’ye Kurulan Siyasi Çember
CHP’nin önünde üç ayrı baskı hattı bulunuyor:
- AKP-MHP hattı:
Devlet gücü, medya imkanları ve yargı mekanizması kullanılarak CHP sürekli suçlama ve soruşturmalarla yıpratılmak isteniyor. - DEM Parti hattı:
CHP, bir yandan Kürt seçmenin desteğini kaybetmemeye çalışırken, diğer yandan iktidarın “terörle yan yana” propagandasına maruz kalıyor. - Uluslararası baskı hattı:
Türkiye’ye zaman zaman önerilen “çoğulcu anayasa”, “yerel özerklik” ve “kimlik temelli yönetim modelleri”, ülkenin üniter yapısını tartışmaya açıyor.
Bu üçlü baskı, CHP’yi kendi gündemini kuramaz hale getirmek için tasarlanmış görünüyor.
Yargı ve İftira Saldırıları Karşısında Ne Yapmalı?
CHP’nin en büyük hatası, çoğu zaman saldırılara olay bazında tepki vermesi oldu. Oysa yapılması gereken, savunmadan çıkıp saldırıya geçmektir - Her Dosyayı Siyasallaştırmadan Hukuki Zemine Taşımak
İftira kampanyalarına yalnızca siyasi demeçlerle değil, güçlü hukuki karşılıklarla yanıt verilmelidir. - Sürekli Kriz Yönetimi Yerine Ana Gündemi Kurmak
CHP, ekonomi, adalet ve demokrasi başlıklarında topluma somut çözüm önerileri sunarak tartışmanın eksenini değiştirmelidir. Parti İçi Birlik
Kuşatma dönemlerinde en büyük zaaf iç çekişmelerdir. Liderlik tartışmaları yerine ortak hedef öne çıkarılmalıdır. - Sokakla Teması Güçlendirmek
CHP, sadece sosyal medya üzerinden değil, meydanlarda ve halkın içinde görünür olmalıdır. Bu maddelerin ne kadarına uyuyorsa CHP o kadar başarılı olacaktır.
“Yeni Anayasa” Tartışması Neyi Amaçlıyor?
İktidarın sık sık gündeme getirdiği yeni anayasa çağrıları, Türkiye’nin gerçek sorunlarını çözmekten çok siyasi denklemi yeniden kurma girişimi olarak değerlendiriliyor.
Ekonomik kriz, işsizlik ve hukuksuzluk konuşulmasın; bunun yerine toplum kimlik tartışmalarına çekilsin isteniyor.
Bu noktada zaman zaman dış çevrelerden gelen “Osmanlı millet sistemi benzeri çoğulculuk” önerileri dikkat çekiyor.
Osmanlı Millet Sistemi Nedir?
Osmanlı’daki millet sistemi, yurttaşlık temelinde değil, dini cemaatler temelinde örgütlenmiş bir yapıydı. Modern Cumhuriyet ise bireyi eşit yurttaş olarak kabul eder.
Türkiye’nin geleceği, toplumu yeniden etnik ve mezhepsel kategorilere ayırmakta değil; ortak yurttaşlık hukukunu güçlendirmektedir.
ABD’nin Bu Yöndeki Mesajları Ne Anlama Geliyor?
ABD ve bazı Batılı çevrelerin Türkiye’de yeni anayasa ve yerel yönetim reformları yönündeki önerileri, çoğu zaman jeopolitik çıkarlar çerçevesinde değerlendirilir.
Bu öneriler, doğrudan CHP’yi hedef alıyor demek abartılı olabilir. Ancak CHP’nin bu süreçte kendi ilkelerini net biçimde ortaya koyması gerekir:
Üniter devlet yapısı korunmalı.
Laik ve demokratik Cumhuriyet tavizsiz savunulmalı.
Yurttaşlık eşitliği esas alınmalı.
Güçlendirilmiş parlamenter sistem hedefi sürdürülmeli.
CHP Ne Yapmalı?
CHP’nin önündeki stratejik yol haritası açık:
Savunma psikolojisinden çıkmalı.
Atatürk’ün kurucu ilkelerine güçlü vurgu yapmalı.
Ekonomik kriz ve adalet sorunlarına odaklanmalı.
Kimlik siyasetinin tuzağına düşmemeli.
Topluma güven veren kadrolarla iktidar alternatifi olduğunu göstermeli.
Sonuç
Bugün CHP’ye yönelen baskılar yalnızca bir partiye değil, Türkiye’de demokratik değişim umuduna yöneliktir.
AKP, MHP DEM ve farklı siyasi denklemler arasında sıkıştırılmak istenen CHP’nin çıkış yolu bellidir: Kendi rotasını netleştirmek, Cumhuriyet’in temel değerlerinden taviz vermemek ve halkın gerçek sorunlarına odaklanmak.
Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı yeni kimlik kavgaları değil; adalet, hukuk ve eşit yurttaşlıktır.
Ve unutulmamalıdır ki, siyasi kuşatmalar ancak güçlü bir toplumsal güven ve kararlı bir siyasal duruşla aşılır.
