Altın: 6.583,99
Dolar: 45,96
Euro: 53,42
BIST: -
8.9 C
Rize

Devlet Aklı Değil, Emperyalizmin Aklı

Öne Çıkanlar

Türkiye’de bir süredir her türlü siyasi mühendislik operasyonuna meşruiyet kazandırmak için aynı kavram dolaşıma sokuluyor: “Devlet aklı…”
Ne zaman halkın iradesi bypass edilse, ne zaman hukuk eğilip bükülse, ne zaman siyaset masa başında yeniden dizayn edilmeye kalkılsa, karşımıza aynı cümle çıkıyor:
“Devlet aklı böyle gerektiriyor.”
Hayır!
Ortada devlet aklı falan yok.
Ortada emperyalizmin aklı var.
Çünkü gerçek devlet aklı, ülkenin bağımsızlığını, halkın egemenliğini ve ulusal çıkarlarını korur. Emperyalizmin aklı ise toplumları bölmeyi, siyaseti denetim altına almayı ve ülkeleri yönetilebilir krizler içinde tutmayı hedefler.
Bugün Türkiye’de birbirine düşman gibi görünen birçok siyasi aktörün aynı denklem içinde buluşması tesadüf değildir.
Bülent Kuşoğlu’nun açıklamalarına bakın.
Kemal Kılıçdaroğlu‘nun yıllardır sürdürdüğü kontrollu muhalefet çizgisine bakın.
Doğu Perinçek’in devlet adına konuşan pozisyonuna bakın.
Devlet Bahçeli‘nin kritik dönemlerde üstlendiği role bakın.
Söyledikleri farklı olabilir.
Kullandıkları kavramlar farklı olabilir.
Ancak ortaya çıkan siyasi sonuç aynıdır.
Halk siyasetin dışına itiliyor.
Siyaset seçmenin elinden alınarak kapalı devre bir mekanizmanın kontrolüne bırakılıyor.
ABD’nin ve Batı merkezli küresel güç odaklarının onlarca yıldır Türkiye’de kurmaya çalıştığı düzen tam da budur.
Kontrollü muhalefet…
Kontrollü iktidar…
Kontrollü kriz…
Kontrollü demokrasi…
Sandık var ama halkın iradesi yok.
Partiler var ama üyelerin sözü yok.
Parlamento var ama etkisi yok.
Muhalefet var ama iktidarı değiştirme iradesi yok.
İşte “devlet aklı” diye pazarlanan model budur.
Bu nedenle bugün yaşanan gelişmelere yalnızca iç politika penceresinden bakmak saflık olur.
Çünkü mesele kişiler değildir.
Mesele Kılıçdaroğlu da değildir, Bahçeli de değildir, Perinçek de değildir,Özgür Özel de değildir.
Mesele, Türkiye siyasetinin emperyal merkezlerin çıkarlarına uygun biçimde yeniden yapılandırılmasıdır.
Bir tarafta milliyetçilik söylemiyle, diğer tarafta ulusalcılık söylemiyle, başka bir tarafta demokrasi söylemiyle aynı projeye hizmet eden aktörler ortaya çıkmaktadır.
Farklı görünen yolların aynı kapıya çıkması bundandır.
Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike de budur.
Çünkü emperyalizm artık tankla, topla, işgalle gelmiyor.
Siyaseti içeriden dizayn ederek geliyor.
Partileri dönüştürerek geliyor.
Kurumları etkisizleştirerek geliyor.
Toplumu kutuplaştırarak geliyor.
Ve sonra bütün bunlara “devlet aklı” adı veriliyor.
Oysa gerçek devlet aklı, emperyalizme direnmektir.
Gerçek devlet aklı, halkın iradesini esas almaktır.
Gerçek devlet aklı, Washington’dan, Brüksel’den veya başka güç merkezlerinden gelen telkinlerle değil, Anadolu’nun çıkarlarıyla hareket etmektir.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey sahte devlet aklı masalları değil, tam bağımsızlıkçı bir halk iradesidir.
Çünkü tarih göstermiştir ki emperyalizmin aklıyla hareket edenler geçici olarak kazanabilir.
Ama sonunda kaybeden daima ülke olur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Facebook
250 Üye
Pazar Umut Haber TopluluğuGüncel gelişmeler için grubumuza üye olun.
Katıl

Son Haberler

1940 larda Amerikan Emperyalizmine Kurban Verilen Sosyalist Bir Aydın: Sabaattin Ali

Bu ülke en güzel evlatlarını ya döver ya da öldürür. Bu ülkenin öldürülen güzel...