Tarih, sadece savaş meydanlarında değil, harita masalarında cetvelle ve yazı masalarında yabancı alfabelerle kazanılır veya kaybedilir. Türkistan coğrafyası, 20. yüzyılın başında tarihin gördüğü en sistemli “kimlik parçalama” operasyonuna maruz kaldı. Bu operasyonun iki ayağı vardı: Biri zihinleri bölmek için Nikolay İlminskiy’nin kurguladığı dil ve eğitim politikası, diğeri ise bu kopuşu kalıcı kılmak için Stalin’in inşa ettiği Orenburg Koridoru.
İlminskiy Metodu: Dille Gelen Parçalanma
yüzyılın sonunda Çarlık Rusyası’nın misyoner eğitimcisi Nikolay İlminskiy, Türk topluluklarını Ruslaştırmanın en kısa yolunun “Hristiyanlaştırmak” değil, onları “ortak Türk kimliğinden koparmak” olduğunu fark etmişti. İlminskiy’nin stratejisi, bugün bile etkilerini hissettiğimiz şu temel üzerine kuruluydu: “Böl ve yönet.”
İlminskiy’e göre Türk halkları ortak bir yazı dili (Osmanlı Türkçesi veya Çağatayca gibi) kullandığı sürece birleşmeleri kaçınılmazdı. Bunu engellemek için şu “zehirli” reçeteyi uyguladı:
Boy Esasına Göre Bölünme: Ortak “Türk” veya “Türkistanlı” kimliği yerine; Kazak, Tatar, Başkurt, Kırgız gibi boy kimlikleri ön plana çıkarıldı.
Ayrı Alfabeler: Her boyun mahalli ağzı, ayrı bir “edebi dil” olarak kabul edildi. Her birine farklı fonetik özelliklere sahip, birinin yazdığını diğerinin anlamayacağı ayrı alfabeler dayatıldı.
Kültürel Tecrit: İlminskiy, Rus harflerini (Kiril) Türk lehçelerine uyarlayarak, Türk çocuklarının kendi tarihsel köklerinden ve İslam medeniyetinden kopup Rus kültür havzasına girmesini amaçladı.
Coğrafi Bir Ameliyat: Stalin’in Orenburg Hamlesi
İlminskiy zihinleri parçalarken, Stalin de bu parçalanmayı coğrafi olarak mühürledi. 1920’li yıllara kadar Kazakistan’ın başkenti olan Orenburg, 1925 yılında bir gece operasyonuyla Kazaklardan alınarak Rusya’ya bağlandı.
Bu hamle, Türk dünyasının bel kemiğine vurulan bir baltaydı. Orenburg’un Rus toprağı yapılmasıyla; güneydeki Türkistan Türkleri ile kuzeydeki İdil-Ural Türkleri (Tatar ve Başkurtlar) arasına fiziksel bir set çekildi. Artık Türk dünyası, arasına Rus koridoru sokulmuş, birbirine dokunamayan coğrafi “adalara” dönüşmüştü.
Zengezur’dan Orenburg’a: Aynı Senaryo
Stalin’in bu stratejisi tesadüf değildir. Kafkasya’da Türkiye ile Azerbaycan ve Türkistan arasındaki karasal bağı koparmak için Ermenistan’a verilen Zengezur Koridoru neyse, kuzeydeki Orenburg Koridoru da odur. İlminskiy’nin alfabeyle başlattığı “zihinsel Zengezur”, Stalin’in harita hamleleriyle “fiziksel bir kilit” haline gelmiştir.
Sonuç: Zihinlerdeki Sınırları Aşmak
Bugün haritaya baktığımızda, Tataristan ile Kazakistan arasında sadece 30-50 kilometrelik bir mesafe kaldığını görürüz. Ancak o kısa mesafe, bir asırdır aşılamayan siyasi ve kültürel bir uçurum olarak duruyor.
Stalin ve İlminskiy el ele vererek sadece Türk Yurtlarının topraklarını değil, dilini. ve tarihini de parçaladılar. Bugün Türk Dünyasına düşen görev, bu koridorların zihinlerimizde oluşturduğu sınırları fark etmek; ortak alfabe, ortak dil ve ortak stratejik vizyonla bu bir asırlık kilidi kırmaktır. Zira Türk Dünyasının kurtuluşu, sadece toprağın geri alınmasında değil, İlminskiy’nin o gün attığı parçalayıcı tohumların zihinlerden sökülüp atılmasındadır.
Kaynakça
1.Tanay, Y. (2016). “Türkistan Milli Kimliğinin Parçalanması”. Türkel Araştırma Merkezi.
2.Devlet, N. (1999). İsmail Bey Gaspıralı. Ankara: Başbakanlık Basımevi. (İlminskiy’nin faaliyetleri ve Gaspıralı’nın “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” mücadelesine dair temel kaynak).
3.Saray, M. (1999). Türkistan’da Türkçülük ve Rusçuluk: İmparatorluk Devri Rus Politikaları. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. (Çarlık Rusyası ve Sovyet dönemindeki kimlik mühendisliğini detaylandıran çalışma).
4.Amanjolova, D. (2004). Stalin ve Orta Asya’da Sınırların Belirlenmesi: Orenburg’un Statüsü. Moskova: Akademik Yayınlar. (Orenburg Koridoru ve 1924-25 sınır düzenlemelerinin jeopolitik analizine dair inceleme).

Çok sağ ol, değerli başkanım
Doğu Türkistan Türk devlet ve topluluklarınin yanında Türk lehçeleri ile ilgili bilgi birikimi ile Yücel Tanay in yazıları Ufuk açici olacağına inanarak tebrıklerimi sevgilerimi sunarım.Başarı dileklerimle.
Çok sağ ol, değerli başkanım