Her 5 Ekim’de aynı pembe tablolar çizilir, aynı basmakaıp temenniler havada uçuşur: “Öğretmenler geleceğimizin mimarıdır.” Bırakın bu içi boş süslü lafları! Bugün Türkiye’de öğretmenlik, bir meslek olmaktan çıkarılıp siyasi iktidarın ideolojik deney sahasına ve ucuz iş gücü pazarına dönüştürülmüşse; kimse bize Öğretmenler Günü güzellemeleri yapmasın.
Sorumluyu uzakta aramaya, faturayı “sistem böyle” diyerek soyut kavramlara kesmeye gerek yok. Bugün eğitimde yaşanan çöküş, yıllardır ısrarla sürdürülen bilinçli bir siyasal tercihin doğrudan sonucudur.
Bu iktidar, Cumhuriyetin temel nitelikleri olan laik, demokratik, bilimsel ve kamusal eğitim anlayışını adım adım tasfiye etmeyi seçmiştir. Devlet okullarını kaderine terk edip velileri özel öğretim tüccarlarının insafına itmek piyasacı bir siyasi tercihti. Müfredatı çağdaş bilimin gerekliliklerinden koparıp ideolojik kalıplara dökmek, bu ülkenin geleceğini karartan bilinçli bir karardı.
Peki, bu siyasal tercihin bedelini kim ödüyor? Sadece sınıflardaki öğrenciler mi?
Geleceği Çalınan Atanmayan Öğretmenler
Yüz binlerce genç öğretmen adayı diplomalarıyla, emekleriyle, umutlarıyla kapı dışarı edilmiş durumda. KPSS’de derece yapan gençlerin mülakat labirentlerinde elenmesi veya kontenjan yetersizliği bir tesadüf değildir; gençlerin geleceğini gözden çıkaran siyasi iradenin tercihidir. Onları asgari ücretin altında, güvencesiz ve merdiven altı kurumlarda çalışmaya mahkûm etmek, öğretmenlik mesleğine reva görülen en büyük şiddettir.
Sefalete Mahkûm Edilen Emekliler
Ya hayatını bu ülkenin çocuklarına adamış emekli öğretmenlerimiz? Yıllarca devlete hizmet etmiş bir öğretmeni, emekli olduğunda açlık sınırının altındaki maaşlara mahkûm etmek bir bütçe kısıtı değil, vicdan ve siyaset meselesidir. Emekli öğretmeni geçim derdiyle pazarlarda perişan eden anlayış ile atanmayan öğretmeni diplomalı işsiz bırakan anlayış aynı siyasi zihniyetin ürünüdür.
Son Söz
Cumhuriyetin “öğretmeni baş tacı eden” kurucu felsefesi çiğnenmiş; yerine sadakat, güvencesizlik ve piyasalaşma koyulmuştur.
5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nde süslü tebrik mesajları yayınlayanlar önce aynaya bakmalıdır: Laik eğitimi yok eden, kamusal eğitimi bitiren, atanmayan öğretmeni çaresizliğe, emekli öğretmeni yoksulluğa terk eden sizin siyasal tercihlerinizdir! Öğretmenlerin ihtiyacı sahte kutlamalar değil; elinden alınan itibarı, hak ettiği güvencesi ve Cumhuriyetin laik,bilimsel ,kamusal eğitim meşalesinin yeniden yakılmasıdır.

