Altın: 6.256,65
Dolar: 47,24
Euro: 54,10
BIST: -
17.2 C
Rize

Birleşik Emekliler Sendikası Genel Başkanı Mahmut Şengül ile Röportaj

Öne Çıkanlar

1. TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranları emeklilerin gerçek yaşam maliyetini yansıtıyor mu?

TÜİK her ne kadar bağımsız bir kurum gibi görünse de aslında Maliye ve Hazine Bakanlığı’na bağlı bir kurumdur. Doğal olarak TÜİK verileri, gerçek enflasyon oranlarını yansıtmadığı gibi; Maliye ve Hazine Bakanlığı’nın TÜİK’e göndermiş olduğu verileri açıklıyorlar. Bu yüzdendir ki TÜİK’in açıklamış olduğu enflasyon verilerine bizler “baskılanmış veriler” diyoruz.

2. Emekli sendikası olarak TÜİK’in hesaplama yöntemine ilişkin değerlendirmeniz nedir?

TÜİK enflasyon verilerinin inandırıcı olması için, enflasyon verileriyle beraber kalem kalem hangi ürünleri baz aldığını da açıklaması gerekir. Örneğin; iğne mi, pinpon topu mu? Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

3. Emeklilerin hissettiği enflasyon ile açıklanan resmi enflasyon arasında neden büyük bir fark olduğunu düşünüyorsunuz?

TÜİK’in açıklamış olduğu enflasyon ile emeklinin çarşı pazarda hissettiği enflasyon oranı arasında dağlar kadar fark var. Hatta TÜİK’in kendi açıkladığı verilere göre gıda enflasyonu %32, kira enflasyonu %33, enerji enflasyonu %46 iken; emekliye reva görülen zam oranı %17,76’dır.

4. Açıklanan zam oranını yeterli buluyor musunuz?

Ülkemizde yoksulluk sınırı 107.000 TL, açlık sınırı 37.000 TL, asgari ücret ise 28.000 TL. Emekliye, enflasyon farkı ve hazine yardımı ile beraber verilen ücret 23.500 TL; yani neredeyse açlık sınırının yarısı kadar bir ücretle emekli, açlığa ve sefalete mahkûm ediliyor. Oysa ülkemizde kişi başına düşen yıllık milli gelir payı 870.904 TL’dir. Bu rakamı aylığa böldüğümüzde kişi başına düşen oran 75.575 TL iken, emeklinin eline geçen 23.550 TL’dir. Bu da emekliye reva görülen yaşam standardının en somut göstergesidir. Aradaki 52 bin TL’lik fark nerede? Mehmet Cengiz’in cebinde.

5. Sizce emekli maaşları belirlenirken yalnızca TÜİK verileri esas alınmalı mı?

Emekli maaş artışları sadece TÜİK’in açıkladığı 6 aylık enflasyon verileri üzerinden değil, aynı zamanda emekli sendikaları ile Çalışma Bakanlığı arasında görüşülerek, bu rakamın üzerine emeklilerin alım gücünü koruyacak bir yüzdelik oran ilave edilerek belirlenmelidir.

6. Yeni maaş artışı emeklilerin alım gücünü koruyabilecek mi?

(Not: 5. soru ile benzer içeriktedir.) Emekli maaş artışlarının sadece TÜİK’in açıklamış olduğu 6 aylık enflasyon verileri üzerinden değil, aynı zamanda emekli sendikaları ile Çalışma Bakanlığı arasında görüşülerek, bu rakamın üzerine emeklilerin alım gücünün korunacağı bir yüzdelik oran ilave edilmelidir.

7. Emekliler bugün en çok hangi temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor?

Günümüzde emekliler en fazla beslenme, barınma ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Oysa sosyal devlet olmanın gereği, emeklilerin insanca ve insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmesini sağlamak birinci öncelik olmalıdır.

8. Türkiye’de gelir dağılımındaki adaletsizliğin emeklilere etkisi nedir?

Ülkemizdeki gelir dağılımına baktığımızda ciddi bir adaletsizlik yapıldığına şahitlik ediyoruz. Geçmişte emekliler “orta sınıf” olarak değerlendirilirken, bugün artık orta sınıf diye bir kavram kalmadı. Dar bir grup her geçen gün daha da zenginleşirken, ülkenin emeklileri ve asgari ücretlileri her geçen gün daha da yoksullaşıyor. Artık orta sınıf diye bir kavram yok; sadece bir avuç kadar aşırı zengin ve milyonlarca aşırı fakir var.

12. Refah payı uygulaması neden gerekli?

Dönem dönem emekli örgütleri iktidardan refah payı talep ediyor; oysa ki refah payı kalıcı bir artış değil, emaneten verilmiş bir artıştır. Bu sebeple bizler refah payı değil, öncelikle emeklilerde “kök maaş” yani taban ücret uygulamasını talep ediyoruz. Bu rakamın da 2002 öncesi gibi asgari ücretin %40 fazlası olarak belirlenmesini istiyoruz. Bu rakamın üzerine de baskılanmış değil, gerçekçi enflasyon verilerinin yansıtılmasını istiyoruz.

13. Hükümetin emekli politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hükümetin emekli politikalarına baktığımızda, 2008’de çıkardıkları torba yasa ile beraber aylık bağlanma oranlarını %70’lerden %28’lere kadar düşürdüklerine yaşayarak şahitlik ediyoruz. Sadece bu mu? Hayır. Bugünkü hükümet, kısa vadede bütün emekli maaşlarını en alt seviyede eşitlemeyi; orta vadede ise devlet güvenceli emeklilik sistemini kaldırarak tamamen özele devretmeyi hedefliyor. Bunu yaparken köprülere araç garantisi, hastanelere hasta garantisi, havaalanlarına yolcu garantisi verdiler; ama milyonlarca çalışanı özel emeklilik sistemine aktarırken herhangi bir devlet güvencesi maalesef verilmemektedir.

14. Emeklilerin yaşadığı sorunların temel nedeni sizce nedir?

Emeklilerin yaşadığı temel sorunların nedeni, emeklilerin örgütsüz olmasıdır. Ülkemizde 17 milyon emekli bulunmakta; sadece eşleri ile beraber 30 milyonun üzerinde bir seçmen kitlesi var. Bu da ülkemizdeki seçmen nüfusunun yarısına denk geliyor. Yani emekliler örgütlü olsa, bu gücün karşısında ister bugünkü iktidar ister yarın başka bir iktidar olsun, emeklilerin taleplerine “hayır” deme şansı yok. Bunun için emeklilerin bir an önce ülkemizdeki tek yasal emekli sendikası olan Birleşik Emekliler Sendikası çatısı altında örgütlenmesi ve örgütlü güç olarak hareket etmesi gerekmektedir. Unutmayalım ki yoksulluk kader değil, tercihtir. Biz emekliler tercihlerimizi değiştirmediğimiz ve örgütlenmediğimiz sürece yoksulluğumuz da değişmeyecektir.

15. Emekli Sendikası’nın hükümete ilettiği öncelikli talepler nelerdir?

Birleşik Emekliler Sendikası olarak 17 milyon emekli adına taleplerimiz şunlardır:

  1. ​En düşük emekli kök maaşının asgari ücretin %40 fazlası olarak belirlenmesi.
  2. ​Emekli maaş artışlarında TÜİK’in açıklamış olduğu enflasyon farkının üzerine, emekli sendikaları ile Çalışma Bakanlığı toplu sözleşme görüşmesi yaparak enflasyon oranının üzerine toplu sözleşme farkı yansıtılması.
  3. ​Bayram yardımlarının isminin “ikramiye” olarak değiştirilerek en az asgari ücret oranına yükseltilmesi.
  4. ​Sağlıkta muayene ve ilaç katkı paylarının kaldırılması.
  5. ​Memur emeklilerinin geriye dönük verilmeyen toplu sözleşme farklarının ödenmesi.
  6. ​Aylık Bağlanma Oranları’nın (ABO) yeniden 2008 öncesi oranlara yükseltilmesi.
  7. ​Banka promosyonlarının, Çalışma Bakanlığı’nca tüm bankalara çağrı yapılarak açık artırma ihale usulü ile belirlenmesi ve oranların yükseltilmesi.
  8. ​Emekli sendikalarının önündeki keyfi engellemelerin kaldırılarak yasal statü tanınması; emeklilerin sosyal, kültürel ve ekonomik haklarının emekli sendikaları ile Çalışma Bakanlığı arasında taraflar olarak toplu sözleşme ile belirlenmesi.

16. Milyonlarca emekliye ve karar vericilere vermek istediğiniz mesaj nedir?

Yukarıda belirttiğimiz 8 başlıktaki taleplerimizin kabul görmesi için öncelikle 17 milyonluk emekli kitlesinin kendi gücünün farkına vararak Birleşik Emekliler Sendikası çatısı altında örgütlenmesi ve örgütlü hareket etmesi gerekmektedir. Tekrar ediyorum; yoksulluk kader değil, tercihtir. Bu yoksulluğu yenmenin yolu emeklilerin tek çatı altında örgütlenmesi ve örgütlü mücadele etmesinden geçmektedir. Bu sebeple bütün emeklilere sesleniyoruz: “Sen yoksan bir eksiğiz” diyoruz, “Örgütlü ol, güçlü ol” diyoruz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Facebook
250 Üye
Pazar Umut Haber TopluluğuGüncel gelişmeler için grubumuza üye olun.
Katıl

Son Haberler

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ Pazar’da Esnaf ve Vatandaşla Buluştu

Zafer Partisi Pazar İlçe Başkanı Muhittin Çatlı, Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın ilçelerine...