30 Ağustos, bu milletin emperyalizme boyun eğmeyeceğini dünyaya ilan ettiği gündür.
Bugün de mesele değişmemiştir: Tam bağımsızlık!
Dün Sevr’i dayatanlar bugün farklı araçlarla, farklı projelerle karşımıza çıkıyor. BOP tartışmaları, ABD’nin bölgesel politikaları, İsrail’in güvenlik ve bölge stratejileri, terör örgütü PKK’nın yarattığı tehdit ve Türkiye’nin üniter yapısı üzerindeki her türlü tartışma, bize Cumhuriyet’in hangi koşullarda kurulduğunu yeniden hatırlatıyor.
Bugün “Terörsüz Türkiye” söylemi üzerinden atılan her adımın da Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, anayasal düzeni ve milli egemenliği açısından açık, şeffaf ve denetlenebilir olması gerekir.
Çerçeve yasa adı altında yapılacak düzenlemeler; terörle mücadele, hukuk devleti ve toplumsal barış gerekçeleriyle dahi olsa, Cumhuriyet’in temel niteliklerini tartışmaya açacak bir sonuca dönüşmemelidir.
Bizim kırmızı çizgimiz nettir:
Ne ABD’nin bölgesel hesapları, ne BOP projeleri, ne İsrail’in bölgesel çıkarları, ne de PKK üzerinden yürütülecek herhangi bir siyasal hesap Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğinden daha değerli değildir.
Çünkü bu Cumhuriyet masa başında kurulmadı.
30 Ağustos’ta Dumlupınar’da kazanıldı Atatürk’ün “Tam bağımsızlık” hedefinden vazgeçmeden;
Cumhuriyet’e, laikliğe, ulusal egemenliğe, üniter devlet yapısına ve Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkacağız..
Başta Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlık mücadelemizin bütün kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.

