Siyasette hiçbir büyük hamle yalnızca görünen amacı için yapılmaz.
Hele ki iktidarın bütün devlet imkânlarını elinde topladığı dönemlerde…
O zaman sorulması gereken soru şudur:
Neden şimdi?
Neden tam da ekonomik krizin derinleştiği, emeklinin açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiği, gençlerin gelecek umudunu kaybettiği, çiftçinin üretimden çekildiği bir dönemde ülkenin gündemi CHP oldu?
Birinci hedef dış politikadır.
Ortadoğu ateş çemberi içindedir. ABD- İsrail-İran gerilimi bölgeyi yeniden şekillendirirken Türkiye’nin iç kamuoyu başka bir tartışmanın içine sürüklenmektedir. İktidarın dış politikadaki tercihleri/tavizleri, bölgesel dengeler ve uluslararası güç merkezleriyle ilişkileri tartışılmasın diye iç politika yüksek sesle sahneye sürülmektedir.
İkinci hedef yeni anayasa hazırlığı
Yıllardır dillendirilen anayasa değişikliği hedefinin önündeki en büyük engel toplumsal dikkat ve muhalefetin direncidir. Muhalefet kendi varlığını savunmakla meşgul hale getirildiğinde anayasa tartışmaları daha sessiz yürütülür. Gürültü bazen gerçeği gizlemenin en etkili aracıdır.Referandumu risk olarak görenler 400 milletvekili sayısını kılıçdaroğlu chp’si üzerinden tamamlamak istemektedirler.
Üçüncü hedef gündem değiştirmektir.
Ekonomi konuşulmasın.
Yoksulluk konuşulmasın.
İşsizlik konuşulmasın.
Enflasyon konuşulmasın.
Vatandaşın boş cüzdanı değil, muhalefetin iç meseleleri konuşulsun.
Çünkü iktidarlar çözemediği sorunları çoğu zaman yönetemez; fakat gündemi değiştirerek görünmez kılmaya çalışırlar.
Dördüncü hedef ise iktidarın devamlılığıdır.
Demokrasi güçlü muhalefet ister.
Kuvvetler ayrılığı ister.
Bağımsız kurumlar ister.
Ama gücü tek elde toplamak isteyen anlayış bunların hiçbirinden hoşlanmaz.
Rakibin zayıf olduğu, eleştirinin etkisizleştiği, kurumların sessizleştiği bir siyasal düzen her zaman daha rahat yönetilir.
İşte bu nedenle mesele yalnızca CHP değildir.
Mesele yalnızca bir mahkeme kararı değildir.
Mesele yalnızca günlük siyaset değildir.
Mesele Türkiye’nin hangi yöne sürüklendiğidir.
Hukukun siyasete, siyasetin hukuka yön verdiği bir ülke mi?
Yoksa kuvvetler ayrılığına dayanan tam bağımsız bir ülke mi?
Asıl cevap bekleyen soru budur.
Ve tarih gösteriyor ki, bu sorunun cevabı yalnız muhalefetin değil, bütün ülkenin kaderini belirler.
Ve en önemlisi sen bu gırdaba sürüklenip dönüp duracak mısın? Yoksa gırdaptan çıkıp tam bağımsız bir gelecek kuracak mısın?


Doğru konulara değinmişsin. Kalemine sağlık, yalnız bu milletin hafızasında Cumhuriyet vardır. Dolayısıyla bu millet Cumhuriyetten vaz geçmez yeterki önünde bir lider olsun. O liderde adı gibi Özgür soyadı gibi Özel Özgür Özel’dir
Bu millet onu bırakmayacaktır. Kalın sağlıcakla.
Durumun fotoğrafını çekmişsiniz değerli Başkanım 👍
İsmail bey tesbitler güzel eline sağlık
Kalemine saglik. Aynen katiliyorum fikirlerinize