Türk futbolunun en büyük sorunu kötü hakemler değil, kötü yönetimler de değil. Asıl sorun, toplumun gözünün içine baka baka oynanan tiyatroların artık “normal” kabul edilmesidir. Süper Lig’in son haftasında yaşananlara bakınca insanın aklına tek bir soru geliyor:
Bu yaşananlar şike değilse, nedir?
Elbette burada hukuki anlamda kesinleşmiş bir suçtan söz etmiyoruz. Mahkeme kararı olmadan kimseyi suçlamak doğru değildir. Ancak futbol kamuoyunun gördüğü tablo, vicdanlarda ciddi soru işaretleri yaratıyorsa, bu soruları sormak gazeteciliğin de taraftarlığın da görevidir.
Sahada Rekabet Mi, Senaryo Mu?
Ligin son haftasında bazı takımlar canını dişine takarken, bazı takımların sahada adeta “yokları oynaması” dikkat çekti. Kimi futbolcular mücadeleden uzak görüntü verdi, kimi teknik direktörlerin tercihleri ise “Bu kadro neden böyle?” sorusunu beraberinde getirdi.
Sezon boyunca puan için savaşan takımların, ligin en kritik haftasında bir anda dirençsiz hale gelmesi futbolseverlerin hafızasına kazındı.
Tesadüf mü?
Belki.
Ama Türk futbolunda tesadüflerin sayısı artık matematik kurallarını zorlayacak boyuta ulaştı.
Herkes Görüyor, Kimse Konuşmuyor
Tribündeki taraftar görüyor.
Ekran başındaki milyonlar görüyor.
Eski futbolcular görüyor.
Spor yorumcuları görüyor.
Ama ne hikmetse yetkililer görmüyor.
Türkiye Futbol Federasyonu susuyor.
Merkez Hakem Kurulu susuyor.
Kulüpler susuyor.
Çünkü Türk futbolunda çoğu zaman gerçekler değil, dengeler konuşuyor.
“Şike” Kelimesinden Korkmak Gerçeği Değiştirmez
Bir olayın adını koymaktan korkmak, olayın kendisini ortadan kaldırmaz.
Eğer bir takım sahaya çıkıp mücadele etmiyorsa,
Eğer futbolcular kritik pozisyonlarda olağan dışı hatalar yapıyorsa,
Eğer teknik tercihler mantık sınırlarını zorluyorsa,
Eğer sonuçlar bazı çevrelerin işine yarıyorsa,
kamuoyu elbette “Acaba?” diye soracaktır.
Bu soruyu sormak suç değil, vatandaşlık görevidir.
Futbolun En Büyük Düşmanı Güvensizliktir
Türk futbolunda en tehlikeli şey hakem hatası değildir.
En tehlikeli şey, insanların “Nasıl olsa her şey önceden ayarlanıyor” düşüncesine kapılmasıdır.
Bir taraftar maç sonucuna değil de kulis dedikodularına inanıyorsa, orada futbol bitmiş demektir.
Adaletin olmadığı yerde rekabet olmaz.
Rekabetin olmadığı yerde heyecan olmaz.
Heyecanın olmadığı yerde futbol yalnızca pahalı bir gösteriye dönüşür.
TFF’ye Açık Çağrı
Türkiye Futbol Federasyonu, son haftada tartışma yaratan maçlarla ilgili kamuoyunu tatmin edecek açıklamalar yapmalıdır.
Maç performans analizleri açıklanmalı,
Şüpheli pozisyonlar bağımsız uzmanlarca incelenmeli,
Gerekirse disiplin soruşturması başlatılmalıdır.
Çünkü adalet sadece uygulanmakla kalmamalı, uygulandığı görülmelidir.
Son Söz
Bu ülkede futbol sadece 90 dakikalık bir oyun değildir.
Futbol; emektir, tutkudur, umuttur.
Milyonların inancını sarsan her şaibeli görüntü, sadece bir maçı değil, futbolun geleceğini de kirletir.
Bu yüzden soruyoruz:
Süper Lig’in son haftasında yaşananlar gerçekten futbol muydu, yoksa Türk futbolunun bitmek bilmeyen şaibe geleneğinin yeni bir perdesi mi?
Cevap sahada değil, vicdanlarda gizli.

