Yaş çay alım fiyatı 35 TL olarak açıklandı.
İktidar çevreleri bunu “müjde” diye sunuyor. Oysa Doğu Karadeniz’de çay üreticisinin sofrasına bakıldığında bunun müjde değil, açık bir hayal kırıklığı olduğu görülüyor.
Çünkü mesele sadece rakam değildir. Mesele, o rakamın satın alma gücüdür.
Ve bu gerçeği anlamanın en yalın yolu şudur: Çay-zeytin hesabı.
2002’de 1 Kilo Çayla Ne Kadar Zeytin Alınıyordu?
2002 yılında yaş çay fiyatı yaklaşık 0,40 TL civarındaydı. Aynı yıl sofralık zeytinin kilogram fiyatı ortalama 1,40 TL seviyesindeydi.
Yani üretici: 1 kilo zeytin almak için yaklaşık 3,5 kilo yaş çay satıyordu.
2026’da Durum Ne?
Bugün yaş çayın kilosu 35 TL.
Piyasada orta kalite sofralık zeytinin kilosu markette 200 TL’ye, birçok yerde bunun da üzerine çıkıyor.
Bu durumda üretici: 1 kilo zeytin almak için yaklaşık 5,7 kilo yaş çay satmak zorunda.
Yani 23 yılda çay üreticisinin alım gücü ciddi biçimde geriledi.
Rakamlar Yalan Söylemez
Yıl 2002 2026 Yaş Çay Fiyatı 0,40 TL 35 TL Zeytin Fiyatı 1,40 TL 200 TL 1 Kg Zeytin İçin Gerekli Çay 3,5 kg 5,7 kg
Bu tablo tek bir şeyi söylüyor: Çay üreticisi daha fazla çalışıyor, daha az satın alabiliyor.
Çay Üreticisine Enflasyon Kadar Değer Verilmedi
Mazot artmış. Gübre artmış. İşçilik artmış. Elektrik artmış. Nakliye artmış.
Ama üreticinin alın teri aynı oranda artmamış. Çay üreticisine verilen fiyat, gerçek enflasyonun ve yaşam maliyetinin çok altında kalmıştır.
Sorun Fiyat Değil, Ekonomi Modeli
Bugün Türkiye’de uygulanan ekonomik model üreticiyi değil, aracıyı ve sermaye çevrelerini koruyor.
Tarlada kazanan yok. Markette tüketici pahalıya alıyor.
Arada kim kazanıyor? Her zamanki gibi üretmeyenler.
Çay üreticisi sabahın köründe bahçeye giriyor, gün boyu çalışıyor, sonunda eline geçen para temel ihtiyaçları karşılamaya yetmiyor.
Buna rağmen televizyon ekranlarında “rekor destek”, “tarihi fiyat”, “çiftçimizin yanındayız” sözleri havada uçuşuyor.
Karadeniz’in Sabrı Sınanıyor
Rize, Artvin, Trabzon ve Giresun’daki yüz binlerce aile çaydan geçiniyor.
Bu fiyat sadece bir tarım politikası tercihi değil, aynı zamanda bölge insanına verilen değerin göstergesidir.
Eğer üretici bir kilo zeytin almak için her geçen yıl daha fazla çay satmak zorunda kalıyorsa ortada büyüyen ekonomi değil, küçülen hayatlar vardır.
Çayın Değeri Düşerse, Üreticinin Umudu Da Düşer
35 TL’lik fiyat, kâğıt üzerinde büyük görünebilir. Ama mutfak hesabında küçüktür. Çarşıda küçüktür. Markette küçüktür. Üreticinin cebinde küçüktür.
Asıl büyük olan ise iktidarın yıllardır anlattığı ekonomik başarı masalındaki uçurumdur.
Son Söz
Çay üreticisi sadaka değil, hakkını istiyor. Alın terinin karşılığını istiyor.
Bir zamanlar 3,5 kilo çayla aldığı 1 kilo zeytini bugün 5,7 kilo çayla alabiliyorsa ortada ilerleme değil, gerileme vardır.
Ve bu tablo açıkça şunu gösteriyor: Çay büyümüyor, yoksulluk büyüyor. Rakamlar yükseliyor, üreticinin alım gücü düşüyor.
Sorun çayda değil, ülkeyi yöneten anlayıştadır. Bu anlayış değişmeden üreticinin yoksulluğu değişmez.

