İktidar ve ortaklarının öncülüğünde TBMM’ye sunulan “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne yönelik ilk eleştiri ve tepkiler gelmeye başladı. Kamu-İş tarafından yapılan yazılı açıklamada, sürecin şeffaflıktan uzak yürütüldüğü vurgulanarak, “Örtülü af” niteliğindeki düzenlemelere karşı toplumsal hassasiyetin dikkate alınması gerektiği belirtildi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 2024 yılında DEM Parti ile tokalaşmasıyla fiili olarak başlayan ve “yeni çözüm” süreci olarak adlandırılan süreçte, yasal aşamaya geçildi. Terörsüz Türkiye hedefiyle hazırlanan ve TBMM Başkanlığına sunulan 12 maddelik “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, KCK/PKK terör örgütü üyelerine yönelik ceza ertelemeleri ve hukuki düzenlemeler içermesiyle dikkat çekti.
Teklifin kamuoyuna yansımasının ardından yazılı bir açıklama yayan Kamu-İş, sürecin başlangıcından itibaren hatalı bir rota izlendiğini savundu.
“Ceketin İlk Düğmesi Yanlış İliklendi”
Açıklamada, sürecin en başından beri temel dinamiklerin göz ardı edildiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
”Oysa Kamu-iş olarak en başından beri bu süreçte ceketin ilk düğmesinin yanlış iliklendiğini, dolayısıyla diğer düğmelerde de hata olacağı konusunda uyarmıştık.”
Kamu-İş, sürecin hatalı ilerlemesinin ardındaki iki temel gerekçeyi şu başlıklarla özetledi:
- Şeffaflık ve Katılımcılık Eksikliği: Terör meselesinin sadece siyasi zümrelerin ya da dar bir kesimin çıkar gözeterek ele alacağı bir konu olmadığını belirten örgüt, Türkiye’nin terör nedeniyle yüzleştiği ağır maliyete (2 trilyon dolar) ve 40 bin insanın yaşamını yitirdiğine dikkat çekti. Toplumun tümünü ilgilendiren böylesi hayati bir meselenin sadece milletvekillerinin Meclis’te el kaldırıp indirmesiyle geçiştirilemeyeceği ifade edildi.
- Aktörlerin Sicilleri ve Samimiyet Kaygısı: Çeyrek asırdır ülkenin demokratik atmosferini daraltan, belediyelere kayyum atayan ve muhalif kesimleri hedef alan bir siyasi akıl tarafından sürecin yürütülmesinin toplumda haklı bir güvensizlik yarattığı vurgulandı.
“En Doğru Yöntem Referandumdur”
İktidarın siyasi çıkar elde ettiği veya umut gördüğü her konuda referanduma gittiğini hatırlatan Kamu-İş, bu köklü meselenin de referandum başta olmak üzere en uygun yöntemlerle doğrudan halka sorulması gerektiğini savundu.
“Tarihsel Sorumluluğumuzu Yerine Getireceğiz”
Kendilerinin barışı, demokratikleşmeyi ve bir arada yaşam kültürünü siyasi çıkar gözetmeden savunan köklü bir emek örgütünün mirasçısı olduklarını belirten Kamu-İş, açıklamasını şu sözlerle noktaladı:
”Ancak şeffaf yürütülmeyen, oldubittiye getirilmek istenen, Ortadoğu’da emperyalistlerin yeni düzen kurma gayretlerinin hemen peşi sıra gelen bu ‘süreç’te toplumun büyük kesiminin duyduğu kaygıları dile getirmek de, haklı soruları sormak da bizim asli sorumluluğumuzdur. Bu tarihsel sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz.”

