Altın: 6.256,65
Dolar: 47,24
Euro: 54,10
BIST: -
17.2 C
Rize

CHP’yi Bölmek Değil, CHP’yi Kurtarmak: Hedef Altıok’tur

Öne Çıkanlar

Cumhuriyet Halk Partisi bugün yalnızca bir iç iktidar mücadelesi yaşamıyor. Tartışılan mesele, bir genel başkanın ya da bir yönetimin geleceği değildir. Tartışılan; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisinin tarihsel kimliğinin korunup korunamayacağıdır.

Bu nedenle meseleye “kim kazansın” penceresinden değil, “CHP ne olarak kalsın?” sorusuyla bakmak gerekir.

Bugün yeni parti arayışlarını konuşanlar var. Bu hazırlıklar elbette bir siyasi tedbir olarak değerlendirilebilir. Ancak CHP terk edilmemeli, butlan süreci üzerinden partinin hukuken ve siyaseten yeniden ele geçirilmesine de izin verilmemelidir. Genel kurul süreci beklenmeli; mücadele CHP’nin kendi çatısı altında verilmelidir.

Çünkü burada hedef yalnızca yöneticiler değildir.

Hedef, altı oktur.

Hedef, kurucu partidir.

Hedef, Cumhuriyet’in hafızasıdır.

CHP’nin amblemi sadece altı oktan oluşan bir grafik değildir. O logo; laikliği, devletçiliği, halkçılığı, devrimciliği, milliyetçiliği ve cumhuriyetçiliği simgeler. Daha da önemlisi, tam bağımsızlık fikrini temsil eder. Milyonlarca insan CHP’ye oy vermese bile o logoya baktığında Cumhuriyet’in kuruluşunu, Kurtuluş Savaşı’nı ve Atatürk’ü hatırlar.

İşte tam da bu nedenle CHP’nin kimliğini değiştirmek isteyenler, butlancıları aparat olarak kullanarak aslında yalnızca partiyi değil, Cumhuriyet’in tarihsel hafızasını dönüştürmek istemektedir. Kılıçdaroğlu “Biz 30’ların CHP’si değiliz, yeni CHP’yiz” diyerek işaret fişeğini ateşlemişti. Şimdi yarım kalan işini tamamlatmak isteyenler tarafından yargı yolu ile CHP’nin başına getirildi.

Yeni anayasa tartışmalarıyla birlikte CHP’nin de başka bir siyasi çizgiye itilmek istendiği yönündeki kaygılar küçümsenemez. Çünkü kimliğini kaybetmiş bir CHP, artık CHP değildir.

Bu noktada iki ismin tarihî sorumluluğu vardır.

Kemal Kılıçdaroğlu, yıllardır Atatürkçü kadroların tasfiyesi nedeniyle eleştirildi. Son dönemde dış politika konusunda yaptığı açıklamalar da bu tartışmaları yeniden alevlendirdi. Tabanda ciddi soru işaretleri oluşturan bu yaklaşım, CHP’nin geleneksel çizgisinden uzaklaşma eleştirilerini güçlendirdi. “Türkiye’nin laiklik sorunu yoktur” diyen Kılıçdaroğlu, CHP’yi helalleşme adı altında sanki CHP suçluymuş gibi suçlamaları kabul etmiş oldu. Kılıçdaroğlu’nun görevi CHP’nin içini boşaltmak, ilkelerinin içini boşaltmak, partiyi BOP eş başkanı ve arkasındaki denizaşırı gücün önünde engel olmaktan çıkarmaktır.

Diğer tarafta Özgür Özel bulunmaktadır.

Eğer CHP’nin tarihsel kimliği korunamaz ve parti, butlan tartışmaları üzerinden farklı bir rotaya sürüklenirse; bunun siyasi sorumluluğu yalnızca hukuki süreçleri yönetenlerde değil, partiyi savunamayan yönetimlerde ve ayrılıp giden üyelerde de aranacaktır.

Çünkü burada kişilerin geleceği değil, Cumhuriyet’in kurucu partisinin geleceği tartışılmaktadır.

En büyük tehlike ise şudur:

Eğer bir asliye hukuk mahkemesinin vereceği kararlarla siyasi partilerin yönetimleri şekillendirilebilir hâle gelirse, yarın aynı yöntem sendikalara, meslek odalarına, derneklere ve diğer demokratik kitle örgütlerine de uygulanabilir.

Bugün CHP…

Yarın başka bir parti…

Ertesi gün bir sendika…

Daha sonra bir meslek odası…

Bu, yalnızca CHP meselesi değildir.

Bu, demokratik siyaset alanının tamamına yönelik tehlikeli bir emsal oluşturma riskidir.

Tam da burada bilgece anlatılan eski bir hikâye akla geliyor.

Gece uyurken bir farenin bıyıkları üzerinde dolaştığını hisseden adam, sabah kalkınca bıyıklarını kökünden keser.

Karısı şaşırır:

“Niye kestin? Yıkasaydın temizlenirdi.”

Bilgenin cevabı ibretliktir:

“Yol olurdu.”

İşte mesele tam da budur.

Bir yanlış, emsal hâline geldiği gün sıradanlaşır.

Bugün “istisna” denilen şey, yarın kural olur.

Bugün “bir defalık” denilen yöntem, yarın herkes için uygulanır.

Bu yüzden butlan tartışmasına verilecek cevap bölünmek değil; kurucu partiyi kendi ilkeleriyle yeniden ayağa kaldırmak olmalıdır.

CHP butlancılardan kurtarılmadan kurulacak yeni bir parti belki seçim kazanabilir.

Belki iktidar bile olabilir.

Ama o gün geldiğinde geriye şu acı soru kalacaktır:

Atatürk’ün kurduğu CHP nerede?

Eğer o CHP tarihe karışmışsa ya da başkalaşmışsa yalnızca bir parti kaybedilmiş olmayacaktır.

Cumhuriyet’in yaşayan hafızasının en önemli siyasal sembollerinden biri de yok edilmiş olacaktır.

Ve bunun sorumluluğu, farklı gerekçelerle de olsa, kurucu partinin tarihsel kimliğinin aşınmasına sessiz kalan herkesin omuzlarında olacaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Facebook
250 Üye
Pazar Umut Haber TopluluğuGüncel gelişmeler için grubumuza üye olun.
Katıl

Son Haberler

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ Pazar’da Esnaf ve Vatandaşla Buluştu

Zafer Partisi Pazar İlçe Başkanı Muhittin Çatlı, Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın ilçelerine...