Altın: 6.583,99
Dolar: 45,96
Euro: 53,42
BIST: -
8.2 C
Rize

Yapmayın Efendiler, Demokrasiye Kıymayın!

Öne Çıkanlar


Cumhuriyet Halk Partisi hakkında verilen “mutlak butlan” kararı artık yalnızca bir parti meselesi değildir. Bu karar, doğrudan Türkiye’de hukukun sınırlarını, demokrasinin güvencesini ve seçim sisteminin meşruiyetini tartışmalı hale getiren tarihsel bir kırılmadır.
Çünkü bugün yaşanan şey basit bir hukuk yorumu değildir. Bir asliye hukuk mahkemesinin, fiilen seçim hukukunun üstüne çıkarak siyasi sonuç üretmeye başlamasıdır. Bu, yalnızca CHP’nin kurultayını değil; Türkiye’de seçimle oluşmuş bütün siyasi iradeleri tehdit eden tehlikeli bir kapının aralanması demektir.
Eğer mahkemeler yıllar sonra siyasi partilerin kurultaylarını “mutlak butlan” gerekçesiyle geçersiz saymaya başlarsa, bu ülkede artık hiçbir genel kurulun, hiçbir kongrenin, hiçbir siyasi seçimin hukuki güvenliği kalmaz. Bugün CHP’ye uygulanır, yarın başka bir partiye uygulanır. Üç yıl sonra herhangi bir siyasi iktidar değişiminde, hoşuna gitmeyen her parti kongresi mahkeme dosyalarıyla tartışmalı hale getirilir. Bunun sonu yoktur.
Daha vahim olan ise bu kararın doğuracağı domino etkisidir. Çünkü mesele yalnızca bir genel başkanlık tartışması değildir. Bu kararın uzanacağı yer, Özgür Özel döneminde şekillenen belediye yönetimleri, siyasi kararlar ve temsil meşruiyetidir. Yani mesele sadece parti içi değildir; milyonlarca yurttaşın oyuyla oluşmuş yerel yönetim iradesinin bile tartışmalı hale gelmesi riskidir.
Düşünün… Bugün bir mahkeme kararıyla bir siyasi partinin kurultayı yok hükmünde sayılıyorsa, yarın belediye meclisleri, aday belirleme süreçleri, hatta milletvekili listeleri bile aynı mantıkla tartışmaya açılabilir. Bu, hukuk devleti değil; siyasetin yargı sopasıyla yeniden dizayn edilmesidir.
Ve en tehlikeli tarafı şudur: Bu tür kararlar kısa vadede bir siyasi hesaplaşmanın aracı gibi görülebilir. Ama uzun vadede devleti çürüten bir güvensizlik üretir. Çünkü artık kimse sandığın kesin sonuç verdiğine inanmaz. Seçimlerin değil, mahkeme koridorlarının belirleyici olduğu bir yerde demokrasi yaşayamaz.
Türkiye zaten ağır ekonomik krizlerin, toplumsal kutuplaşmanın ve adalet tartışmalarının yükü altında eziliyor. Şimdi buna bir de “seçimle gelenin mahkemeyle gönderildiği” algısı eklenirse, ülkenin taşıyacağı yük daha da ağırlaşır. Demokrasiye güven çökerse, geriye yalnızca kaos kalır.
Hukuk, siyasi rekabetin aparatı haline getirildiğinde kazanan olmaz. Çünkü bugün alkışlayanlar da yarın aynı mekanizmanın hedefi olabilir. Hukukun temel amacı siyasi hesaplaşma değil; toplumsal barışı korumaktır.
Bu yüzden buradan yüksek sesle söylüyoruz:
Yapmayın efendiler… Türkiye’nin zaten kırılgan hale gelen demokratik yapısını daha fazla zorlamayın. Mahkemeleri siyasetin merkezine yerleştirmeyin. Sandığın meşruiyetini tartışmalı hale getirmeyin. Bugünün siyasi hesapları uğruna yarının hukuk düzenini yıkmayın.
Çünkü demokrasi bir partiden ibaret değildir. Demokrasi, hepimizin ortak nefesidir. O nefesi keserseniz, altında bütün ülke kalır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Facebook
250 Üye
Pazar Umut Haber TopluluğuGüncel gelişmeler için grubumuza üye olun.
Katıl

Son Haberler

Devlet Aklı Değil, Emperyalizmin Aklı

Türkiye'de bir süredir her türlü siyasi mühendislik operasyonuna meşruiyet kazandırmak için aynı kavram dolaşıma...